“Baş Belası” güldürecek…

Türk sinemasında popüler mizahın en sevilen isimlerinden Çetin Altay ve Selen Seyven’i aynı öyküde buluşturan “Baş Belası” isimli komedi filmi 5 Mayıs Cuma günü sinemaseverlerle buluşuyor.

Can’ın (Çetin Altay) sakarlıklarıyla ve güzel Asya’nın (Selen Seyven) böyle bir adamla yaşadığı maceralarla dolu sıcak ve kahkaha dolu bir yolculuğun hikâyesi “Baş Belası”

Durum komedisinin, gündelik mizahla ve Türk Sinemasında sık rastlanmayan olağanüstü görsel efektleriyle ustalıklı bir dille buluştuğu filmin anlattığı hikaye, anlaşılır olduğu kadar son derece sürükleyici bir dille beyaz perdeye aktarılırken, hikayenin içinde izleyiciye dokunan komik ayrıntılar serisi gözden kaçmıyor.

Düğününe iki gün kala, yurt dışında bulunan babasının ricası üzerine Çanakkale’de bir cenaze törenine katılmak zorunda kalan Asya’nın İstanbul’a dönüşü, bir anda hayatının “en önemli” yolculuğu haline geliyor.

Tanışabileceği en saf ve en temiz kalpli insanlardan birisi olan Can ile tesadüf eseri karşılaşan Asya’nın Çanakkale’den İstanbul’a Can ile çıkacakları macera ve kahkaha dolu komik yolculuk her ikisi için de hayatlarının dönüm noktası oluyor.

Asya’nın farkında olmadığı tek ve en önemli şey; Can’ın galaksinin en sakar insanlarından birisi olması. Kendini akıl almaz olaylar içerisinde bulacak Asya için Can, hikaye ilerledikçe adeta bir yürüyen “Baş Belası”na dönüşüyor…

Televizyonların güler yüzlü sunucusu Mesut Yar’ın da bizzat kendi karakteriyle eşlik ettiği son zamanların en iddialı komedi filminde serüven boyunca Türk Sineması’nın birbirinden yetenekli isimleri filme renk katıyorlar.

Senaryosunu Yücel Öztürk’ün yazdığı, yapımcılığını ise Artist Film’in üstlendiği “Baş Belası” nı son dönem Türk sinemasının genç ve yetenekli yönetmenlerinden Tolga Baş yönetiyor…

Son zamanların en sıcak, samimi, komik ve ağız dolusu kahkaha attıran filmi olmaya aday “Baş Belası” 5 Mayıs Cuma günü herkesi gündelik sıkıntılarından uzaklaşmaya çağırıyor…

Satranç Müzesi’nde tango rüzgarı…

Tangoya tutkusunu katan Arjantinli ünlü besteci Astor Piazzolla’nın eserleri, 29 Nisan Cumartesi günü Gökyay Vakfı Satranç Müzesi’nde Ankaralılara keyifli bir yolculuğa çıkaracak. Piazzolla’nın eserlerinin ağırlıkla seslendirileceği Hacettepe Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşan bir konser izleyeceğiz. Programda keman, piyano ve kontrabas trio ve düo eserler de yer alacak.

Gökyay Vakfı Satranç Müzesi, her ayın son cumartesi günü farklı resital ve konserlerle başkentli müzikseverleri buluşturmaya devam ediyor. Modern müze anlayışıyla sanat ve kültür etkinliklerinin gözde adresi olan Satranç Müzesi’nde, bu hafta sonu keman, kontrabas ve piyona üçlüsü ile tango rüzgarı esecek. Hacettepe Üniversitesi keman, piyona ve kontrabas ana sanat dalı öğretim üyeleri tarafından verilecek bu konser, ilk defa Satranç Müzesi’nde gerçekleştirilecek. 29 Nisan, Cumartesi günü saat 17.00’de kemanda Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümü Başkanı Prof. Ebru Karaağaç, kontrabasta Doç. Burak Karaağaç ve piyanoda Prof. Yeşim Alkaya Yener’den oluşan trio konserinde, tango müziğinin ünlü ismi Astor P. Piazzolla’nın eserleri de seslendirilecek. Bu farklı ve renkli konserin biletleri müze gişesinden veya Biletix’ten temin edilebilecek.

MÜZENİN BÜYÜLÜ ATMOSFERİNDE BİR İLK…

Gökyay Vakfı Satranç Müzesi’nde verdikleri konserlerde müze atmosferi ile müziğin uyumunu ve misafirlerle kurdukları duygusal iletişimin sıcaklığını hissettiklerini vurgulayan Prof. Yeşim Alkaya Yener hafta sonu verecekleri konserle ilgili şunları söyledi:

“Gökyay Vakfı Satranç Müzesi’nde 29 Nisan Cumartesi günü gerçekleştireceğimiz konser Hacettepe Konservatuarı Müzik Bölümü Başkanı Prof. Ebru Karaağaç, kontrbas Ana Sanat Dalı Bölüm Başkanı Doç. Burak Karaağaç ile ilk defa bir üçlü olarak bir araya geldiğimiz bir konser olacak. Konserimizde tango müziğinin çok değerli ismi Arjantinli besteci Piazzolla’nın eserleri başta olmak üzere, İsviçreli besteci E.Bloch’un, Ünlü Macar Besteci Bela Bartok’un eserlerinin de yer aldığı etkileyici eserleri Başkentli müzikseverler için seslendireceğiz. Farklı ülkelerin, farklı kültür ve yorumlarını tango-caz tarzında sunacağız. Kendi adıma, kıymetli hocalarımızla ilk kez piyano trio olarak sahne alacağımız için çok mutluyum. Farklı kültür ve ülkelerden buraya gelen satranç taşlarının yansıttığı enerjiye sahip Satranç Müzesi’nde konser vermek bizim için ayrı bir heyecan ve deneyim. Müze’deki konserler, klasik eski zaman konserleri gibi. Bana, Mozart’ın konserlerini anımsatıyor. Keyifli bir konser olacağını düşünüyor, herkesi bu büyülü konsere davet ediyorum”

Anadolu’nun ilk klasik müzik yarışması 16 yaşında

Afyon’un ve var olduğu bölgenin değerlerine sahip çıkarak, gelişimine katkı sağlayan NG Afyon Hotel, Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali’ne her yıl olduğu gibi bu yıl da destek veriyor. Kültür Bakanlığı ve Afyon Belediyesi’nin de katkıları ile 2-10 Mayıs tarihlerinde, 16’ıncısı düzenlenecek olan festivale, yerli ve yabancı 27 sanatçı katılacak. Rusya, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya’dan 8 sanatçı ve 19 Türk sanatçının yer aldığı festivalde ayrıca; Kerimcan Güleryüz, David Danel, Ivan Siller, Nadir Ede, Erhan Konuk gibi değerli sanatçılar, Afyonlu çocuklarla okullarında bir araya gelerek klasik müzik üzerine sohbet gerçekleştirecek. Hüseyin Başkadem’in Genel Sanat Yönetmenliği’ni üstlendiği festivalde; Nadir Ede’nin fotoğraf sergisi de sanatseverlerle buluşacak.
NG Afyon, bu anlamda dopdolu bir programla müzik severleri karşılarken, şehrin kültür-sanat yaşamına da ışık tutacak. Kültürlerarası etkileşime imza atan Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali, aynı zamanda bölgenin yurtdışında tanınmasına da katkı sağlıyor.
Başkadem, yine Afyon’da 20 Mayıs’da gerçekleşecek Caz Festivali ile beraber bu seneye kadar toplam 33 festival ile 6000 konuk sanatçı 380 konser ve 350.000 çocuğa ulaştı.


Prag ve Afyonkarahisar Dostluğunun 12’inci Yılı
Müzik Festivali’nin bu yılki önemli özelliklerinden biri de, Prag-Afyonkarahisar Dostluğu’nun 12’inci yılına dikkat çekmesi olacak. Festival kapsamında, Prag’ın önemli müzisyenlerinden; Anna Nesverova, David Danel, Ivan Siller ve Dudlajda Fagotiky grubu performaslarıyla, müzik ziyafeti yaşatacak.
Müziğinde Rus melankolisi, Alman detaycılığı ve Fransızların özgür ruhunu hissettiren piyanist Swetlana Meerman’ın resitalinin yanı sıra Prag Modern ve Çek Öğrenci Filarmoni Orkestraları gibi önde gelen Çek orkestralarında yer alan Anna Nesverova’nın muhteşem flüt ve piyano resitali NG Afyon’un lobi salonunda gerçekleşecek.
Klasik Türk Musikisinin 10. yüzyıldan 20. yüzyılana uzanan beste ve makam zenginliğinden seçkin örnekler sunacak olan İstanbul Yıldız Teknik Ünüversitesi- Türk Müziği Oda Orkestrası’da NG Afyon’un festival misafirleri arasında yerini alacak. Dünya’nın farklı coğrafyalarından ve zaman dilimlerinden bestecilerin eserlerini yorumlayan Ludus Ensemble Quartet ise festivalin son günlerinde klasik müzik tutkunlarıyla buluşacak.


Açılışa Dostluk Damga Vuracak
Anadolu’nun en uzun soluklu festivali olan Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali açılış konserini, Prag-Afyon müzikal dostluğunu mümkün kılan, günümüzün alanında en önemli sanatçıları arasında gösterilen şef David Danel ve piyanist Ivan Šiller ile yapacak. Türk fotoğraf sanatçısı Nadir Eden’in ” Benim İnsanlarım” adlı fotoğraf sergisi ise misafirleri keyifli bir yolculuğa çıkaracak.
“Mission Impossible”’dan Afyon’a Uzanan Yolculuk
Prag-Afyonkarahisar Dostluğu’nun onikinci yılı şerefine sahneye çıkacak “En İyi Çek Fagot Topluluğu” olarak adlandırılan ve Prag’lı dört genç fagot sanatçısından oluşan Dudlajda Fagotiky grubu Tom Cruise’un başrol oyuncusu olduğu “Mission Impossible 5” filminin de müziklerini icra etmeleriyle tanınıyor. ‘Doğada Güzellik Gizli’ konseriyle festivale heyecan getirecek olan grup sayesinde kültürler arası diyalogda önemli bir aşama kaydedilecek.


Afyonlu Çocuklar Klasik Müzikle Güne Başlayacak
Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali, Afyonlu çocukları da unutmuyor. Festival programında çocuklara sanatı sevdirmek amacıyla köy ve ilçe okullarda söyleşi ve konserler düzenlenecek.
Küçük yaştan itibaren Afyonlu öğrencilerin entelektüel birikimini şekillendirmeyi hedefleyen organizasyonda, Slovak fago sanatçısı Denisa Benovská, besteci, kaligraf ve öğretim üyesi Hasan Uçarsu, sanat ve galeri yönetmeni Kerimcan Güleryüz gibi farklı sanat dallarında başarılı isimler okulları renklendirecek.

Yönetmen Merve Gezen, Avrupa Bağımsız Film Festivali’ndeydi!

21-23 Nisan 2017 tarihleri arasında Paris’te gerçekleşen 12. ÉCU – Avrupa Bağımsız Film Festivali’nin bu yılki Avrupa Dışı Kısa Film yarışma kategorisinde aralarında Amerika, Kanada, İsrail ve İran’ın da bulunduğu toplam sekiz yönetmenle ile birlikte Merve Gezen de yer aldı. Festival’e başvuran yaklaşık 3000 film arasından seçilen “Scrabble” ile Gezen festivalde beğeni topladı.

Bağımsız film festivallerinden biri olan, dünyanın en dikkat çeken yenilikleri ve yaratıcılığı ile sinemayı kucaklayan 12. ÉCU – Avrupa Bağımsız Film Festivali’nin bu yılki Avrupa Dışı Kısa Film yarışma bölümünde yer alan yönetmen Merve Gezen, filmin gösteriminin yanı sıra “Women Speak Indie” konulu söyleşiye de konuşmacı olarak katıldı. Dünyanın dört bir yanından festivalde yer alan kadın yönetmenler ile; “Dünyada kadın yönetmen ve bağımsız film çekmenin önemi” ile “Film finansmanı” üzerinde konuşan Gezen, söyleşide büyük ilgi gördü.

Polonya’dan Şimdi

 

İstanbul Modern Sinema, son dönem çağdaş Polonya sinemasından örneklerin bir araya geldiği bir program sunuyor. Polonya’dan Şimdi adlı program 27– 30 Nisan’da izleyicisiyle buluşuyor.

İstanbul Modern Sinema, Türk Tuborg A.Ş.’nin katkıları, Polonya Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu ve İstanbul’da Polonyalılar Derneği işbirliğiyle, uluslararası festivallerde övgü ve ödül toplayan filmlerin yer aldığı bir program hazırladı.

Polonya’dan Şimdi adlı programda, Sundance Film Festivali Dünya Belgeselleri bölümünde Michal Marczak’a En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran Uykusuz Her Gece, yine Sundance Film Festivali’nde jüri özel ödülünü kazanan Deniz Kızlarının Şarkısı ve 2016 Berlin Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülünü kazanan “Aşk Birleşik Devletleri” yer alıyor.

Çağdaş Polonya Sineması üzerine bir söyleşi
Program dahilinde ayrıca moderatörlüğünü sinema yazarı Senem Aytaç’ın yapacağı Çağdaş Polonya Sineması konulu bir söyleşi de gerçekleştiriliyor. Sanat Yönetmeni ve İstanbul’da Polonyalılar Derneği kurucularından Agata Trojak’ın ve Uyusun da Büyüsün filminin yönetmeni Kuba Czekaj katılacağı söyleşi, 30 Nisan Pazar günü saat 17.00’de.

POLONYA’DAN ŞİMDİ PROGRAMI

DENİZ KIZLARININ ŞARKISI (CÓRKI DANCINGU), 2015
Yönetmen: Agnieszka Smoczyńska
Oyuncular: Marta Mazurek, Michalina Olszanska, Kinga Preis
Varşova’da iki vahşi denizkızı, Gümüş ve Altın, bir gece kıyıya vurur. Gümüş, aradığı aşkı insanlarda bulmayı arzularken, kana susamış Altın ise açlığını insanlar üzerinden gidermeyi istemektedir. Karşılaştıkları bir aile aracılığıyla bir gece kulübünde çalan müzik grubuna katılmaları ise, kara hayatının mucizelerini ve cazibelerini kendilerince keşfetmek için çıktıkları bu yolculukta dönüm noktası olacaktır. Yönetmen Agnieszka Smoczyńska’nın 1980’ler Varşovası’nın gece hayatından ve Hans Christian Andersen’in masallarından esinlenerek çektiği film, kışkırtıcı bir büyüme öyküsü.

UYKUSUZ HER GECE (AZOK AZ ÁLMATLAN ÉJSZAKÁK), 2016
Yönetmen: Michał Marczak
Oyuncular: Krzysztof Baginski, Michał Huszcza, Eva Lebuef
Bir yanda yaklaşan yeni bir dönemin değişimine gebe olan Varşova, diğer yanda ise büyüme sancıları çeken iki genç, Krzysztof ve Michał. Şehrin sokaklarını, sadece içinde bulundukları anın keyfini çıkararak adeta “talan etmek” isteyen bu iki genç, uyuyakalmış bir dünyada uyanık kalabilmenin nasıl bir deneyim olabileceğini görmek istiyor. 2016 Sundance Film Festivali Dünya Belgeselleri dalında Michał Marczak’a En İyi Yönetmen ödülü kazandıran film, 20’li yaşlarda Polonya’da yaşayan gençlerin portresini çizerken, geleneksel belgeselin de sınırlarını zorluyor.

21 X NEW YORK, 2016
Yönetmen: Piotr Stasik
New York metrosundayız. Her gün binlerce hayatın kesiştiği bu metroda, yeraltından yeryüzüne çıkana kadar birçok karakterin peşinden giderek onların acılarına, tutkularına ve kimi zaman boşa gitmiş kimi zaman da hala gerçekleşmesini ümit ettikleri hayallerine tanık oluyoruz. Bir şehrin ve o şehrin sakinleri üzerinden, 21. yüzyılda batı toplumlarında yaşayan insanların yalnızlıkla iç içe geçmiş günlük hayatlarını gözler önüne seren belgesel, izleyiciyi duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.

BABA – OĞUL (OSTATNIA RODZINA), 2016
Yönetmen: Jan P. Matuszyński
Oyuncular: Andrzej Seweryn, Dawid Ogrodnik, Aleksandra Konieczna
Kendine özgü sürrealist üslubuyla 20. yüzyıl sonlarında adını duyuran Polonyalı ressam Zdzisław Beksiński, 28 yıllık evlilikleri süresince yaşadığı her anı kamerasını elinden hiç bırakmadan kayıt altına almayı saplantı haline getirmiştir: Yaptığı distopik tablolardan aile içi kavgalarına, yaşamla ölüm arasında gidip gelen tecrübelerinden aşk ve nefret ilişkilerine ve katıldığı sayısız cenazeye… Yönetmen Jan P. Matuszyński ise bu kayıtlardan yola çıkarak, ihtiraslarla dolu bu sıradışı ailenin biyografik filmini beyazperdeye aktarıyor. Andrzej Seweryn ise Zdzisław Beksiński’yi canlandırdığı bu rol ile Locarno Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kucaklıyor.

KÖR ETTİ BENİ BU GÜNEŞ (SŁOŃCE, TO SŁOŃCE MNIE OŚLEPIŁO) 2016
Yönetmen: Anka Sasnal, Wilhelm Sasnal
Oyuncular: Rafał Maćkowiak, Edet Bassey
Rafał Mularz kendi iradesiyle kendini hayattan soyutlamış bir “yabancıdır”. Toplum genelinde kabul görmüş davranış biçimleriyle hareket etmemekte, kendi yarattığı davranış biçimleriyle günlük yaşantısını sürdürerek dış dünyadan korunduğunu düşünmektedir. Ancak bir gün, sahile vuran ve kendisinden bile daha “yabancı” olan bir göçmen ile karşılaşması, içinde bulunduğu bu yaşam tarzını sorgulamaya itecektir. Polonyalı çağdaş ressam Wilhelm Sasnal’in eşiyle birlikte yönettiği film, Albert Camus’nün Yabancı’sının modern bir uyarlaması niteliğinde.

UYUSUN DA BÜYÜSÜN (BABY BUMP), 2015
Yönetmen: Kuba Czekaj
Oyuncular: Kacper Olszewski, Agnieszka Podsiadlik, Caryl Swift
Mickey House 11 yaşına girmiştir ve artık kendini bir çocuk olarak hissetmemektedir. Aslında tam olarak ne olduğu hakkında da hiçbir fikri yoktur. Arkadaşları ile arası iyi değildir, annesi ise ona göre tam bir bilmece gibidir. İçinde bulunduğu bu geçiş döneminde gerçeklik ile hayali birbirine karıştıran Mickey, her şeyi uçlarda yaşamaktadır. Ancak, kaçınılmaz sonun geleceği o güne kadar gücünü toparlayarak, mücadelesini sürdürmeye devam edecektir. Yönetmen Kuba Czekaj, filminde 11 yaşındaki bir çocuğun ergenlik dönemi portresini, fantastik bir çizgi-roman edasıyla çiziyor.

AŞK BİRLEŞİK DEVLETLERİ (ZJEDNOCZONE STANY MILOSCI), 2016
Yönetmen: Tomasz Wasilewski
Oyuncular: Julia Kijowska, Magdalena Cielecka, Dorota Kolak
1990’lar Polonyası. Ülke genelinde değişim rüzgarları esmekte, özgür olduğu kadar belirsiz de olan bir gelecek insanları beklemektedir. Bu değişimin etkilerini üzerlerinde hisseden farklı yaşlardan dört kadın ise, hayatlarını tamamen değiştirmeye, arzularını gerçekleştirmeye ve mutlulukları için daha çok savaşmaya karar vermiştir. Yönetmen Tomasz Wasilewski, Polonya’nın siyasal ve toplumsal değişimini temel alarak çizdiği dört güçlü kadın portresi ile dokunaklı bir dönem filmi ortaya çıkarıyor. Film, 2016 Berlin Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülüne layık görülmüştü.

Ella Fitzgerald 100. yaşında anılıyor

Müziğin, tiyatro oyunlarının, gösterilerin, ödül gecelerinin ve galaların yeni adresi UNIQ Hall, ‘UNIQ Sound İstanbul Konserleri’ni başlatıyor! Müzikseverlere farklı ve eşsiz deneyimler sunacak olan konser serisinin ilki; 30 Nisan Pazar akşamı gerçekleşecek ve caz müziğin köklerine inilecek. Caz tarihine ismini altın harflerle yazdıran ve en önemli şarkıcılardan olan Ella Fitzgerald, 100.yaş gününe özel ikonik şarkılarıyla anılacak.

Tüm dünyada düzenlenecek olan 100.yaş konser serisi, UNIQ Hall’de Dünya Caz Günü kapsamında 30 Nisan’da gerçekleşecek. Hafızalara kazınan “Dream a Little Dream of Me”, “Summertime”, “Cheek to Cheek” gibi unutulmazların seslendirileceği kutlama konserinde vokalde caz sanatçısı Ece Göksu yer alırken, İmer Demirer (Trompet), Engin Recepoğulları (Saksafon), Neşet Ruacan (Gitar), Can Çankaya (Piyano), Kağan Yıldız (Kontrbas) ve Cem Aksel (Davul) muhteşem performanslar sergileyece

Son yolculuğuna uğurlandı

Çarşamba günü uzun yıllardır boğuştuğu kolon kanserine yenik düşerek 72 yaşında hayata gözlerini yuman usta oyuncu Bülent Kayabaş için ilk tören dün Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde yapıldı. Anma törenine Kayabaş’ın eşi Selma Kepekli Kayabaş, oğlu Ümit Kayabaş ve eski eşi Nur Sürer’in yanı sıra Ali Poyrazoğlu, Selçuk Yöntem ve Rutkay Aziz gibi isimler katıldı. Yaklaşık bir saat süren anma töreninde salonun yarısında fazlası boş kalırken rahmetli sanatçıya yapılan vefasızlık dikkatlerden kaçmadı

55 yıllık sanat kariyeri boyunca 190’dan fazla sinema ve dizi filminde rol alarak adını geniş çevrelere duyurmayı başaran Bülent Kayabaş için dün sabah saatlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde anma töreni gerçekleştirildi. Anma töreninde Kayabaş’ı eşi Selma Kepekli, oğlu Ümit Kayabaş ve eski eşi Nur Sürer başta olmak üzere Ali Poyrazoğlu, Selçuk Yöntem, Rutkay Aziz Süha Uygur, Doğa Rutkay, Levent Ülgen, Şebnem Özinal ve Güler Ökten gibi sanatçılar yalnız bırakmadı.

Kürsüye çıkarak ilk olarak söz alan Bülent Kayabaş’ın oğlu Ümit Kayabaş duygularını, “Babam benim yol göstericimdi. Türk Sineması pırlantı gibi bir kalbi olan cevherini kaybetti” diyerek ifade etti.

Eski eşi Nur Sürer ise, “Biz Bülent’le 40 yıl boyunca birbirimizi sevdik. Hala da ben onu sevmeye devam edeceğim. İyi bir oyuncu olmasının yanı sıra çok iyi bir babaydı. Onun sayesinde dünyanın en iyi evladına sahip oldum” dedi.

Rutkkay Aziz ise, “Çok sevdiğim bir dostumu kaybetmenin derin acısını yaşıyorum. Bülent’in hep bir hayali vardı, hastalığını yenip Akyarlar’a gitmekti ama nasip olmadı. Önce Tarık Akan’ı sonrada Bülent’i uğurluyoruz. Çok önemli bir güldürü ustasıydı” derken sözlerine, “Neden bu ölüm can ciğer dostlarımızı vuruyor da gitmesi gerekenleri teğet geçiyor. Bülent her yönüyle karakterli bir insandı. Işıklar içinde uyusun” diyerek devam etti.

Son olarak söz alan Ali Poyrazoğlu, “Bülent hastalığını öğrendiğinde ilk olarak beni arayıp çabuk hastaneye gelmem gerektiğini söyledi. Bunu gizlemek istediğini söyledi ben de gizleme dediğim halde saklamayı tercih etti. Gündürleri kemoterapi görüp geceleri de sahneye çıkıyordu. Bülent, çağın değişiminin farkında olan, aydın bir insandı. Değeri sonradan anlaşılacaktır” şeklinde konuştu.

Sine Ergün 2017 Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü’nü kazandı

Edebî zenginliklere sahip genç yazarları keşfetmeyi amaçlayan ve Kitapçılar Federasyonu, Avrupa Yazarlar Konseyi ve Yayıncılar Federasyonu tarafından organize edilen Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü; bu yıl seçilen 12 ülkeden genç yazarları ödüllendirdi. Zeynep Oral başkanlığında, Metin Celal, Suat Karantay, Çiler İlhan ve Tarık Günersel’den oluşan jüri Türkiye’den ödülü Sine Ergün’e layık gördü.

Malta Konseyi AB Başkanı’nın ve Avrupa Parlementosu temsilcilerinin de katılacağı ödül töreni 23 Mayıs 2017’de Brüksel Concert Noble’de düzenlenecek. Ödül kazanan 12 yazar ayrıca 5 bin euro para ödülünün de sahibi olacak.


SİNE ERGÜN

Sine Ergün, 1982’de doğdu. Öykü, şiir, çeviri ve denemeleri çeşitli dergi ve derlemelerde yer aldı. Yurtiçi ve yurtdışı sergilere, sanatçı programlarına katıldı. Kitapları: Burası Tekin Değil (2010), Bazen Hayat (2012), Baştankara (2016). Bazen Hayatkitabı 2013 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazandı.

Aziz Nesin Emek Ödülü İzzet Günay’ın

Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından düzenlenen “Ankara Uluslararası Film Festivali, törenle başladı. Festival kapsamında, bu yılki “Aziz Nesin Emek Ödülü”nün sahibi, ünlü sinema sanatçısı İzzet Günay oldu.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Şura Salonu’ndaki törene, çok sayıda sinema oyuncusu ve sanatsever katıldı.

Festival kapsamında, bu yılki “Aziz Nesin Emek Ödülü”nün sahibi, sinema sanatçısı İzzet Günay oldu. Günay, ödülünü, birçok filmde beraber rol aldığı arkadaşı Hülya Koçyiğit’in elinden aldı.

Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından düzenlenen “Ankara Uluslararası Film Festivali” Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Şura Salonu’nda gerçekleştirilen törenle başladı. Törene, sinema sanatçıları İzzet Günay (sağ3), Hülya Koçyiğit (sol3) , Şenay Gürler (sol2) ve Tamer Levent (solda) de katıldı. ( Emre Şenoğlu – Anadolu Ajansı )

Günay, törende yaptığı konuşmada, aldığı ödülü çok önemsediğini belirterek, “Aziz Nesin bu ülkenin az yetiştirdiği, severek yetiştirdiği çok önemli düşünürlerinden biri, dünya çapında bir mizah yazarı. İçinde bir de ’emek’ lafı olunca, ödül daha da çok önem kazanıyor. Bu ödülü Hülya ile bütün emek verenler için kaldırmak istiyorum.” dedi.

Sanatın ve kültürün içinden biri olarak, bu işi yapanlara destek verilmesini isteyen Günay, “Sanatın olduğu yerde barış var, sevinç var, bir dönüşüm var, onun için buna çok ihtiyacımız var.” ifadesini kullandı.

Bu yıl sanat hayatının 60. yılı olduğunu anlatan Günay, festivalin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından düzenlenen “Ankara Uluslararası Film Festivali” Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Şura Salonu’nda gerçekleştirilen törenle başladı. Törende ‘Sanat Çınarı Ödülü” müzisyen ve yazar Ahmet Say’a (Sağ) Nesrin Cavadzade (Sol) tarafından verildi. ( Emre Şenoğlu – Anadolu Ajansı )

Festival 30 Nisan’a kadar sürecek

Festivalin “Sanat Çınarı Ödülü” müzik eğitimcisi ve yazar Ahmet Say’a, Nesrin Cavadzade tarafından verildi.

“Kitle İletişim Ödülü” ise Oyuncular Sendikası adına Meltem Cumbul’a, Tamer Levent tarafından sunuldu.

Ankara Uluslararası Film Festivali, 30 Nisan’a kadar devam edecek.

Festival süresince, ulusal, belgesel ve kısa film yarışmaları dışında dünya sinemasının en son örnekleri, İspanya sinemasının öne çıkan yapımları ve Terence Davies retrospektifinin de yer aldığı geniş bir film seçkisi seyirciyle buluşacak.

Kulisten sahneye “Gayrı Resmi Hürrem”

Sabancı Vakfı’nın, Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları iş birliğiyle düzenlediği ”19. Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali”, Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Sahnesi’nde devam ediyor.

Festival kapsamında Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından “Gayri Resmi Hürrem” oyununun öncesinde kuliste hummalı bir çalışma sergilendi. Yazarlığını ve yönetmenliğini Özen Yula’nın yaptığı oyunda sahne alacak oyunculara makyözler tarafından makyajları özenle yapıldı.