İZDOB sezonu Carmina Burana balesi ile açıyor

İzmir Devlet Opera ve Balesi 2018-2019 sezonunu 1 Ekim’de Carmina Burana balesi ile açıyor.

1.Uluslararası Efes Opera ve Bale Festivali’nde binlerce sanatseverin beğeni ile izlediği Carmina Burana balesi, 1 Ekim 2018 Pazartesi günü saat 20.00’da Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde sunulacak.

 

 

 

Yarasa

İZDOB yeni sezonda; 7 opera, 1 operet, 8 bale, 1 kantat, 3 çocuk oyunu ile onlarca konseri İzmirli sanatseverlerin beğenisine sunacak.

Minyatür Gece

Geçen yıllarda olduğu gibi; Elhamra Sahnesi’nin yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi, Dokuz Eylül Üniversitesi’ne ait Sabancı Kültür Sarayı, Bornova Kültür Merkezi’nde, Ege Üniversitesi’ne ait Atatürk Kültür Merkezi, Kültürpark Atatürk Açıkhava Tiyatrosu’nda da etkinlikler sunulacak.

Sihirli Dünya

İzmir Devlet Opera ve Balesi’nin 2018-2019 sezonunda sahneleyeceği YENİ ESERLER şunlar:

1001 Gece Masalları

Cavalleria Rusticana – Palyaçolar “opera”

Pietro Mascagni’nin Cavalleria Rusticana ve Ruggiero Leoncavallo’nun Palyaçolar adlı operaları 23 Ekim 2018 tarihinden başlayarak İzmirli sanatseverlerin izlenimine sunulacak. Şef Tulio Gagliardo ve Vladimir Lungu yönetiminde sahnelenecek olan eserlerin rejisini Haldun Özörten üstleniyor.

Fındıkkıran “bale”

Piyotr Ilyic Çaykovski’nin ölümsüz balesi Fındıkkıran, 22 Aralık 2018 tarihinde prömiyer yapacak. Eser, şef Tolga Taviş yönetiminde ve Mehmet Balkan koreografisiyle sahnelenecek.

Bach Kahve Kantatı

9 Ocak 2019 tarihinden başlayarak sahnelenecek olan Johann Sebastian Bach’ın Kahve Kantatı sezon boyunca sanatseverlerin izlenimine sunulacak.

Zarzuela Akşamı “zarzuela”

Ülkemizde ilk kez sunulacak olan bu gösteri 23 Şubat 2019’da prömiyer yapacak. Gösteri, İspanyol ulusal şarkılarının en seçkin örneklerinin büyük orkestra ve danslar eşliğinde sahnelemesi olarak İzmirli sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Zarzuela Akşamı Tulio Gagliardo yönetiminde konuk İspanyol koreograf Carlos Vilan’ın sahne düzeni ile sahnelenecek.

Lucia di Lammermoor “opera”

Gioacchino Donizetti’nin dünya opera sahnelerinde en çok oynanan eserlerin başında gelen bu operası, 11 Nisan 2019 tarihinden başlayarak operaseverlerin beğenisine sunulacak. Eser, şef Alessando Cedrone yönetiminde sahnelenecek.

Geçen sezonlarda sahnelenen ve bu sezonda da yinelenecek eserler:

Giacomo Rossini’nin komik operası Sevil Berberi, Carl Orff’un aynı adlı eserinin müziği ve Robert North’un koreografisiyle sahnelenecek olan Carmina Burana balesi bu sezonda sahnelenmeye devam edecek.

Bach Alla Turca ve Dansın Rengi adlı birer perdelik baleler sezon programı içinde yer alacak.

Çaykovski’nin çeşitli eserlerinden alınan ve Tolga Taviş tarafından düzenlenen müziği eşliğinde sahnelenmekte olan Romeo ile Juliette balesi bu sezonda da sahnelenmeye devam edecek.

Geçen sezon prömiyeri yapılan Giuseppe Verdi’nin La Forza del Destino adlı operasın sahnelemesi sürdürülecek.

Birkaç yıldır oynanmakta olan Tolga Taviş’in Hekimoğlu adlı operası yinelenmeye devam edecek.

Mozart operaları içinde önemli bir yere sahip Don Giovanni operası da programda yer bulacak. Minyatür ve Gece adlarıyla sahnelenen birer perdelik baleler yine sezon programında yer alıyor.

İzmir Devlet Opera ve Balesi’nin geleneksel hale getirdiği ve Alsancak Rotary Kulübü işbirliğiyle yapılmakta olan Ulusal Genç Solistler Yarışması bu sezonda da yapılmaya devam edecek.

Çocuk Oyunları:

Bu sezon programında yer alan çocuk oyunları da şunlar:

Murat Cem Orhon’un müziği Zeynep Ergüven’in metni ile Şekeronya ve Hülya Nüfusçu’nun çeşitli bale müziklerini kullanarak sahneye koyacağı Kırmızı Çiçeğin Rüyası adlı çocuk balesi ve Haldun Özörten’in Sihirli Dünya adlı çocuk oyunu.

İstanbul Devlet Tiyatrosundan Yeni Sezona Merhaba..

İstanbul Devlet Tiyatrosu, 2018-2019 sezonunda yerli ve yabancı yazarlardan oluşan seçkin repertuvarıyla 40. Yılını kutlamaya hazırlanıyor.

Sezonun ilk prömiyerini 3 Ekim Çarşamba günü “Bir Peri Masalı Radyum Kızları” ile yapacak olan İstanbul Devlet Tiyatrosu 11 Ekim’de “Hırçın Kız” ve 18 Ekim’de sahnelenecek olan “Kendi Gök Kubbemiz (Yahya Kemal)” oyunları ile tiyatro severlerle buluşmaya devam edecek.
Ağustos ayından itibaren yoğun çalışma temposuyla provalarına devam eden İstanbul Devlet Tiyatrosu, Kasım ayı ile birlikte “Sahibinin Sesi”, “Kosovalı Peer Gynt” oyunlarının yanı sıra 7’den 70’e aile oyunları olan “Keloğlan Keleşoğlan” ve “80 Günde Devri Alem”i sahneleyecek. Ardından sıradaki yeni oyunların provalarıyla çalışmalarını sürdürecek.

Bir Peri Masalı Radyum Kızları
3 Ekim Çarşamba günü Üsküdar Tekel sahnesinde tarihinde prömiyerini gerçekleştirecek olan Karden Kasaplar’ın yazıp Laçin Ceylan’ın yönettiği Bir Peri Masalı Radyum Kızları; erkek egemen anlayışa ve kapitalist düzene direnme başarısı gösteren kadınların girdikleri hukuk mücadelesini sahneye taşıyor. Yakup Çartık’ın ışıklarını tasarladığı oyunun dekor tasarımında Gökhan Yücesal, kostüm tasarımında Dilek Kaplan, koreografide Tuğçe Tuna’nın imzası var. Oyunda; Çiğdem Aygün, Deniz Danışoğlu, Merve Şeyma Zengin, Ezgi Erdilek, Refiye Genç, Sena Başdoğan, Okan Değirmenci, Tuğçe Aksum, Kerem Tanık, Ebru Terzi, Esra Balaban, Gamze Cankara, Mustafa Ergüven, Hasan Ali Yıldırım, Oğuz Edis’ten oluşan kalabalık ve genç bir kadro var.

Hırçın Kız
11 Ekim Perşembe günü Cevahir Salon 1 sahnesinde prömiyer yapacak olan Hırçın Kız, yıllar sonra Yücel Erten’i Devlet Tiyatrosu ile buluşturuyor. Oyun, Sinyor Battista’nın biri fevkalade hırçın ve dik başlı, diğeri uysal ve uyumlu iki kızının evlilik maceraları çevresinde döner. Nurettin Sevin’in çevirdiği oyunun dekor tasarımı Ethem İzzet Özbora’ya, kostüm tasarımı Nalan Alaylı’ya, ışık tasarımı Yakup Çartık’a, müzikler ise Emil Tan Erten’e ait. Oyunda; Uğur Hakan Güneri, Veda Yurtsever, Turan Günay, İlkay Akdağlı, Hakan Meriçliler, Fatih Dokgöz, Zülfükar Ali Sinan Demir, Burak Altay, Çiğdem Yıldız, Ahmet Taşdemir, Ahmet Kurt, Başak Ova, Bilal Ercan, Büşra Saraç, Erdem Bilgi, Hakan Siylim, Mehmet Emrah Hamşioğlu, Muhammed Yıldız, Oya Ünal ve Özlem Karataş rol alıyor.

Kendi Gök Kubbemiz (Yahya Kemal)
18 Ekim Üsküdar Stüdyo Sahnesinde prömiyer yapacak olan Kendi Gök Kubbemiz (Yahya Kemal) adlı oyunda; eski yenisi, doğu batısı, vatanı ve İstanbul sevgisiyle insana dair her tür özlem, aşk ve ölüm gibi temalar Yahya Kemal’in dizelerinde geçmişe bir yolculuk yapar. Sönmez Atasoy’un yazdığı Okday Korunan’ın oynayıp yönettiği oyunun dekor ve kostüm tasarımında Şirin Dağtekin Yenen’e, ışık tasarımında Önder Arık’a, müziklerde ise Timur Selçuk’a yer verilecek.

Keloğlan Keleşoğlan
1 Kasım Perşembe günü Üsküdar Tekel Sahnesinde prömiyerini yapacak olan gençlik oyununda Keloğlan sıradan bir hayat yaşarken ansızın beklenmeyen durumlarla karşılaşıp küçük bir aydınlanma yaşar ve hayata karşı bakış açısı değişir. Bu değişiklikle içindeki gücü fark ederek tembelliğini ve kendine olan güvensizliğini bir kenara bırakıp kendini ve çevresini olumlu yönde etkilemeye başlayarak bambaşka bir Keloğlan’a dönüşür. 10 yıl boyunca kapalı gişe oynayan Ulviye Karaca’nın yazıp yönettiği oyun aynı zamanda 42. Sanat Kurumu Jüri Özel Ödül sahibi. Oyunun dekor tasarımında Zeki Sarayoğlu, kostüm tasarımında Melike Başkan, ışık tasarımında Zeynel Işık, dekor ve kostüm proje uygulamada Burcu Melek Bozan, müziklerde ise Kemal Günüç yer alıyor. Oyunda; Ümit Bahadır Tunç, Bahadır Tecimen, Muammer Çağatay Keser, Meltem Müge Tunç, İrem Sövütçü, Nazlı Benan Özkaya, Nejdet Erdem, Berk Yaparel, Yağmur Çağlan, Alper Utku Ateş, Abbas Arda Çoban, Barış Dizer, Orkun Huylu, Ömer Oduncu, Ezgi Cankurtaran, Hasan Pehlivanoğlu, Tuğba Ülgen, Pelin Sağun, Alkan Demir, Sefa Köksal, Ferhat Işıktaş, Erman Bacak, Alp Aydın’dan oluşan genç bir kadro görev alıyor.

80 Günde Devri Alem
18 Kasım Pazar günü Cevahir Salon 2 Sahnesinde prömiyer yapacak olan 80 Günde Devri Alem; Bay Plieas Fogg dünyayı seksen günde gezebileceğine dair bir iddiaya girer ve bu uğurda elinde avucunda ne varsa hepsini ortaya koyar. Ancak bu yolculukta onu aklına gelmedik maceralar ve aksilikler beklemektedir. Jules Verne’in yazıp Gökhan Kocaoğlu’nun yönettiği oyun 7’den 70’e tüm izleyicileri kucaklayacak eğlenceli bir oyun. Oyunun dekor tasarımı Aytuğ Dereli’ye, kostüm tasarımı Burcu Melek Bozan’a, müzikler ise Oktay Köseoğlu’na ait.

Sahibinin Sesi
2 Aralık Pazar günü Üsküdar Tekel Sahnesinde prömiyer yapacak olan Sevim Burak imzalı Sahibinin Sesi, 22. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında İskender Altın rejisiyle oynanacak. Oyun; çok kültürlülüğün, parçalanmanın, deliliğin izlerini sürerek yazılmış Zembul ve Bilal’in trajik aşkını sahneye taşıyor. Oyunun dekor tasarımını Şirin Dağtekin Yenen, kostüm tasarımını Çevren Günger, ışık tasarımını Akın Yılmaz, müzikleri Cem İdiz, koreografiyi Sibel Sürel, dramaturgiyi ise Canan Kırımsoy üstleniyor. Oyunda; Fatih Topçuoğlu, Ebru Aytürk, Lebib Gökhan, Meltem Evcioğlu, Oğuz Tunç, Eren Özyalçın, Murat Yatman, Esra Akbaş, Tayfun Sav, Nazlı Uğurtaş, Berk Sezenler, Duygu Başkaya, Burak Aksak rol alıyor.

Kosovalı Peer Gynt
25 Aralık Salı günü Cevahir Salon 2 sahnesinde prömiyer yapacak olan Kosovalı Peer Gynt oyunu; 1990-2014 yılları arasında ülkesindeki olumsuzluklardan kaçıp diğer Avrupa ülkelerinde yaşamını sürdürmeye çalışan genç bir insanın dramatik serüvenini gerçekçi-şiirsel bir dille anlatıyor. Yeton Neziray’ın yazıp Senem Cevher’in çevirdiği oyunu Saydam Yeniay yönetiyor. Behlüldane Tor’un dekorlarını tasarladığı oyunun kostüm tasarımı Mihriban Oran’a, ışık tasarımı Nejat Karaorman’a, koreografi Alparslan Türkeş Karaduman’a, dramaturgi ise Yeşim Gökçe’ye ait. oyunda Güneş Hayat ve Erşan Utku Ölmez rol alacak.

Ömer Asım Aksoy ödülü Neşe Aksakal Duman’ın

Aksoy Ailesiyle Dil Derneği’nin her yıl düzenlediği ve bu yıl deneme dalında verilen “Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Ödülü”nün sahibi, ‘Türler Arası En Güzel Yolculuklar’ kitabıyla Işık Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Neşe Aksakal Duman oldu.

Yaşamı boyunca dil devriminin savunucusu olan ve 1993’te yaşamını yitiren Ömer Asım Aksoy’un düşünce ve yapıtlarını gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla, 1995’ten bu yana Türkçeye ve Türk yazınına katkıda bulunan yazarlara verilen Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Ödülü’nün bu yılki sahibi, Işık Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi İnsan ve Toplum Bilimleri Öğretim Görevlisi Neşe Aksakal Duman oldu.

Bu yıl birçok yazarın yapıtıyla aday olduğu ödül, Adnan Binyazar, Yüksel Pazarkaya, Cengiz Bektaş, Feridun Andaç, (aile adına) Sevgi Özel’den oluşan seçici kurulun oyçokluğuyla Türler Arası En Güzel Yolculuklar adlı deneme kitabıyla Neşe Aksakal’a verildi.

Ödülünü Dil Derneği’nin Ankara’daki merkezinde düzenlenen törenle alan Neşe Aksakal Duman yaptığı konuşmada, “Mustafa Kemal Atatürk’ün cepheye cephane taşınan tahta bir sandığa daha sonra kitaplarını doldurup yanında taşımaya başlaması şu anlama geliyordu: “Bundan sonraki devrim kültür devrimidir.” Kurulduğu yıldan beri Dil Derneği’nin ve Ömer Asım Aksoy’un bütün çalışmaları kültür devrimine hizmettir. Ulusal Kurtuluş Savaşı’na bizzat katıldıktan sonra ikinci mücadeleyi kültür alanında sürdüren, Türkçenin gelişmesine büyük katkı sağlamış Ömer Asım Aksoy adına ülkemizin önemli kurumlarından Dil Derneği’nin düzenlediği bu ödülü almak benim için oldukça gurur verici.” dedi.

Türler Arası En Güzel Yolculuklar’a kaynaklık eden konuların çoğunun, Işık Üniversitesi’ndeki derslerinde öğrencilerle sürdürdüğü çalışmalardan ve tartışmalardan doğduğunu vurgulayan Duman, “Bu nedenle çalışmalarımı destekleyen kurumum adına da aldığım bir ödüldür. İncelediğim ana metinlerin dışında, benim terimlerin Türkçeleştirilmesiyle ilgili derslerimin de bu yazılara esin verdiğini söyleyebilirim. Umarım buradaki kavramlar kalıcı olur.” diye konuştu.

Süreyya Operası’nda ilk konuk Simon Ghraichy

İstanbul’da özellikle müzik sanatına tahsis edilmiş tek mekanı olan Süreyya Operası 12’inci sanat yılında perdelerini yeniden açıyor. Süreyya Operası’nın yeni sezonu, 28 Eylül Cuma akşamı İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB)’nin açılış konseri ile başlayacak.

Süreyya Operası Oda Müziği Konser dizisinin ilk konseri ise, ünlü Deutsche Grammophon sanatçılarından piyanist Simon Ghraichy olacak.

FRANSIZ PİYANİST SIMON GHRAICHY İLE SEZONA MERHABA
New York’taki Carneige Hall, Berlin Filarmoni Salonu, Paris’teki Champs Elysées Tiyatrosu gibi dünyanın önde gelen salonlarını kapsayan bir dünya turnesinde olan Fransız piyanist Simon Ghraichy Süreyya Sahnesi’nde olacak. 32 yaşındaki Meksika ve Lübnan kökenli Fransız piyanist Simon Ghraichy’nin piyano resitalinde Schumann, Debussy, Marquez, Albéniz gibi önemli isimlerin eserleri yer alacak.

‘DON KİŞOT’ VE ‘ALEKO’ SAHNEDE
Opera programında bu yıl iki yeni eser var. Massenet’in ‘Don Kişot’ operası ile Rahmaninov’un ‘Aleko’su. Geçen yıllarda sahnelenen ‘The Rake’s Progress’, ‘Falstaff’, ‘Ninatta’, ‘Bayezit’ operaları bu mevsimde de oynanmaya devam edecek. İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) Verdi’nin müziği ile hazırlanan ‘Üç Silahşörler’ balesini yeni bir prodüksiyonla sahneleyecek. ‘Don Kişot’, ‘Judith’ baleleri ile ‘Üç Bale’ 2018-2019’da da izleyicilere sunmaya devam edecek.

KONSERLER DE SÜREYYA SAHNESİNDE
İDOB programında bu yıl çok sayıda konser yer almakta. Verdi’nin ‘Requem’i ve Rossini’nin ‘Stabat Mater’i gibi ünlü dramatik, lirik büyük orkestra ve koro eserleri seslendirilecek. Adnan Saygun’un sevilen eseri ‘Yunus Emre Oratoryosu’ bale ve opera sanatçılarının işbirliğiyle sahnelenip icra edilecek. Her yıl olduğu gibi Haziran ayında İKSV’nin düzenlediği Uluslararası Müzik Festivali’nin bazı konserleri Süreyya Operası’nda icra edilecek.

FUAYE KONSERLERİNE GİRİŞ ÜCRETSİZ
Bu sezon yine fuaye konserleri programlandı. KBSO’nun düzenlediği fuaye konserlerinin yanı sıra İDOB da akşamüstleri fuaye dinletileri dizisi hazırladı. Bilindiği gibi bu konserlere giriş ücretsiz. Bu yılın dinleti programlarında bu yıl 100’üncü ölüm yıldönümü olan Fransız besteci C. Debussy’nin eserleri dikkat çekiyor.

ULUSAL BESTE YARIŞMASI

KBSO 2017 ve 2018 yıllarında oda orkestrası için beste yarışmaları düzenlemişti. Bu yarışmalarda ödül kazanan eserler CD olarak yayımlandı. Çoksesli Türk müziği oda orkestrası repertuvarı yeni eserler kazanmış oldu. KBSO 2019 yılında ise bu defa değişik bir müzik formatında; ‘Piyanolu Dörtlü (Quartet) Yarışması’ açtı. 50 yaşına kadar olan besteciler için açılan bu yarışma, 2019 Şubat ayında ödül kazanan eserlerin icra edileceği final konseriyle sonuçlanacak. Böylece piyano, keman, viyola, viyolonsel dörtlüsü için yerli eser repertuvarına yeni özgün bestelerin kazandırılması amaçlanıyor.

SERGİ: ÖLÜMÜNÜN 150. YILINDA ROMA OPERA TİYATROSU ARŞİVİNDE ROSSİNİ
Her yıl hazırlayıp Süreyya fuayelerinde sunulan ‘müzik sanatı’ temalı sergilerde bu yıl İtalya’dan gelen Rossini sergisi yer alacak. Bu ilginç ve özgün sergi, 16 Kasım-15 Aralık arasında Süreyya Operası’ndaki sergilenişinden sonra Avrupa’nın değişik şehirlerinde de beğeniye sunulacak.

2018 Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nün sahibi Adalet Ağaoğlu

Can Yayınları’nın kurucusu Erdal Öz’ün anısını yaşatmak için ailesi tarafından her yıl düzenlenen Erdal Öz Edebiyat Ödülü, yeni sahibini buldu.
Başkanlığını Handan İnci’nin üstlendiği, Asuman Kafaoğlu Büke, Oğuz Demiralp, Sibel Irzık, Cemil Kavukçu, Ömer Türkeş ve Faruk Duman’dan oluşan Seçici Kurul, Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nün on birincisinin Adalet Ağaoğlu’na verilmesini kararlaştırdı.
Ödülün gerekçesinde şu ifadeler yer aldı: 16 Eylül 2018 Pazar günü toplanan Erdal Öz Edebiyat Ödülü Seçici Kurulu, çağdaş edebiyatımızın temel taşlarından Adalet Ağaoğlu’nu edebiyatımıza sağladığı tüm katkılardan dolayı bu yılki ödüle layık görmüştür. Adalet Ağaoğlu, arka planlarında Türkiye’nin sosyal, siyasi, kültürel yapılarını işlediği romanlarını, yenilikçi anlatım teknikleriyle kaleme almış, günlükleri, öyküleri, roman ve oyunlarıyla edebiyatımızın doruklarından biri olmuştur.

Her yıl bir üyenin ayrılıp bir başkasının katılımıyla yenilenen jüri, altı yıldır jüride bulunan ve 2018 komitesinin başkanlığını yürüten Handan İnci’yi uğurlayacak. Gelecek sene jüriye katılacak olan yeni isim Metin Celal olacak.

2008 yılından bugüne kadar verilen ödül, Handan Börüteçene’nin tasarladığı bir ödül heykelciği ve 15.000 TL’den oluşuyor. Erdal Öz Edebiyat Ödülü bugüne dek, Gülten Akın, Nurdan Gürbilek, İhsan Oktay Anar, Şavkar Altınel, Murathan Mungan, Cemil Kavukçu, küçük İskender, Orhan Pamuk, Orhan Koçak ve Cevat Çapan’a verilmişti.

2018 Erdal Öz Edebiyat Ödülü 22 Ekim Pazartesi günü Dada Salon’da yapılacak törenle Adalet Ağaoğlu’na verilecek.
ADALET AĞAOĞLU KİMDİR
Ankara’nın Nallıhan ilçesinde doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra ortaokula gidebilmesi için aile Ankara’ya göçtü (1938). Ortaöğrenimini Ankara Kız Lisesi’nde tamamladı. Ankara DTCF’nin Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi (1950). Açılan bir sınavla Ankara Radyosu’na girdi. Kuruluşundan sonra TRT’de çeşitli görevlerde bulundu (1951-1970). TRT Radyo Dairesi Başkanlığı’ndan kurumun özerkliğine el konulması sonucu istifa etti. Öğrencilik yıllarında başladığı yazarlığı başka hiçbir işle paylaşmadan sürdürdü. Radyo ve sahne oyunlarını romanları, öykü, anı ve deneme kitapları izledi. Bu çalışmalarında toplumumuzdaki değişim ve dönüşümlere duyarlı yaklaşımlarıyla dikkat çekti. 1973’te yayımlanan ilk romanı Ölmeye Yatmak’tır. Daha sonra edebiyatın diğer türlerinde yazmayı sürdürdü. Değişimler konusunda edebiyatın yapısal durumu bakımından da arayışçı davranarak kendine özgü anlatım biçimleri geliştirdi.

Ahmet Altan: Dünyayı bir daha göremeyeceğim

Yaklaşık iki yıldır cezaevindeki gazeteci ve yazar Ahmet Altan’ın, cezaevinde kaleme aldığı kitabı ilk kez Almanya’da piyasaya sürülecek.

Gazeteci ve yazar Ahmet Altan’ın cezaevinde kaleme aldığı kitabı “Dünyayı bir daha göremeyeceğim” başlığıyla ilk kez Almanya’da yayımlanacak. Alman S. Fisher Yayınevi’nden piyasaya çıkacak kitapta Altan özgürlük, cezaevindeki yaşamı ve Türkiye’nin siyasi durumuna ilişkin denemelerini paylaşıyor.

“Dünyayı hiçbir zaman görmeyeceğim. Gökyüzünü cezaevinin duvarları olmadan bir daha göremeyeceğim” ifadelerinin yer aldığı kitapta, cezaevindeki ilk geceden yine cezaevinde çıktığı “yolculuklara” ve mahkemenin ağırlaştırılmış müebbet cezası kararına kadar birçok konuda düşündüklerini kaleme alıyor.

İlk kez Almanya’da 26 Eylül’de piyasaya sürülecek kitap ardından Hollanda, İngiltere, Norveç, İspanya ve İtalya’da da okuyucularıyla buluşacak.

Ahmet Altan, yaklaşık iki yıldır cezaevinde. Darbe girişimi sonrasında “subliminal mesaj vermek” suçlamasıyla gözaltına alınan Altan, “darbe girişimine iştirak” suçlamasıyla müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.

Ahmet Altan’ın tutuklanması uluslararası alanda tepkiye yol açtı. Sivil toplum örgütlerinden gazetecilik kuruluşlarına kadar geniş bir kitle tarafından takip edilen yargı süreci sonrası da Altan’a destek verilmeye devam ediliyor.

Tahliye edildikten sonra DW Türkçe’ye konuşan Ahmet Altan’ın ağabeyi Prof. Mehmet Altan, denemelerin cezaevindeki küçük bir plastik masada kağıda döküldüğünü belirterek “Ahmet’in cezaevinden ilettikleri şimdi dünyada edebi olarak yayılıyor” demişti.

Musul yeniden kültür ve sanatla buluşuyor

Müzik, kitaplar, sergiler… IŞİD işgalinden kurtarılan Kuzey Irak’taki Musul, kültürel ve sanatsal köklerine geri dönmeye çalışıyor. Peki, bu özgürlük kalıcı olabilecek mi? DW’den Judit Neurink Musul’dan izlenimleri…

Musul’un orta yerinde bir park. Yakın bir geçmişe kadar IŞİD burada çocuk askerleri eğitiyordu. Şimdi ise aynı yerde binlerce insan bir kitap festivali için toplanmış durumda. Kentteki halk için gönüllülerce ücretsiz temin edilen kitaplar, masalarda yeni sahiplerini bekliyor. Festivalde ayrıca çeşitli tiyatro ve müzik gösterileri de sunuluyor.

Irak’ın ikinci büyük kenti yeniden kültürel etkinliklerle buluşuyor. “Iraklıyım ve kitap okuyorum” festivali, son zamanlardaki pek çok külürel etkinlikten sadece biri. Kitap festivalinin adı, eski bir Arap atasözünü getiriyor akıllara: “Mısırlılar yazar, Lübnalılar yayınlar ve Iraklılar okur!”

Musul Üniversitesi’nde İngilizce eğitimi veren ve aynı zamanda şehrin gönüllü ve gayrı resmî tarihçisi de olan öğretim görevlisi Ali el Barudi “Maalesef kaybetmeden kıymet bilmiyoruz” diyor ve ekliyor: “Doğu Musul’un DAEŞ’den kurtarılması, benim için adeta ikinci bir doğum günü gibiydi.”

IŞİD örgütü, Arap dünyasında yaygın olarak “DAEŞ” şeklinde nitelendiriliyor.

Kültür ve sanat, terör örgütünün hüküm sürdüğü bölgelerde yerle yeksan edildi ve uzun süre esamesi bile okunmadı. Yazar, şair ve diğer önemli şahsiyetlerin heykelleri yıkıldı, sanat eserleri ve müzik enstrümanları tahrip edildi. Musul’da ayrıca tarihî üniversite kütüphanesi yakılarak neredeyse tüm kitaplar küle döndü. Kitaplar ve din dışı her türlü sanat yasaklandı, müzisyenler ve diğer sanatçılar idam edildi.

Kültürel yıkım ABD’nin işgaliyle başladı

Ancak Musul ve diğer şehirlerdeki kültürel yıkımın evveliyatı daha eskilere dayanıyor. ABD’nin 2003 yılında Irak’ı işgal etmesinden kısa bir süre sonra bölgede radikal dinciler güç kazandı: “DAEŞ bir hayalet gibi. Görünmüyordu ama hep vardı. Bunca zaman hakkımızda sürekli bilgi topladı” diye konuşan öğretim görevlisi Ali el Barudi, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Aslında DAEŞ, 2005’ten bu yana gizili bir şekilde burayı yönetiyordu. 2014 yılında ise bunu alenen yapmaya başladı. Bu örgütü tamamen ortadan kaldırmak kolay değil. DAEŞ yönetimi altında her gün bin kere ölüyorduk. Musul’un önce bu korkudan kurtulması gerekiyor.”

Nitekim Ali’nin babası da bu korkuyu henüz tam olarak üzerinden atamamış. Oğluna sürekli olarak dikkatli olması gerektiğini tembihliyor. Ancak genç adam, elinde fotoğraf makinesiyle tüm mahalleleri dolaşarak kentteki değişim ve dönüşümü belgelemeye çalışıyor. Bu çalışmaları sırasında da insanların büyük bir bölümünün değişim sürecini desteklediğine tanık oluyor.


Sanatla ilgili her şey tahrip edildi

Mervan Tarık da yine Musul Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor. “Şu anki durum, DAEŞ’in burayı işgal ettiğinden çok daha iyi” diyen Tarık, harabeye dönen üniversite kampüsüne geçen yıl ilk ayak basanlardan biri olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Hasar korkunç boyutlardaydı. Sanatla en ufak bir bağlantısı olan her şeyi tahrip etmişler. Piyano, ud, gitar, tablo, heykel ve daha neler neler…”

Öğrencileriyle birlikte enkazın altında nispeten sağlam kalmış ne varsa çıkarmaya başlayan Mervan Tarık, bu çalışmalarında hükümetten ufak bir destek görmediğini vurguluyor. DAEŞ üyelerinin bir kısmının halkın arasına karıştığını, bu nedenle de halkın korkudan sanata mesafeli durduğunu anlatan Tarık, meslektaşı Ali el Barudi ile birlikte ortak bir sanat projesine imza atmış. Dicle’nin ikiye böldüğü şehrin doğu yakasındaki üniversite binasının sağlam bölümlerinde geçen yılın Mayıs ayında bir sergi açan ikili, enkaz altından çıkardıkları sanat eserlerini, canlı müzik eşliğinde halkın beğenisine sunmuş.

Yine üniversitedeki akademisyenlerle öğrenciler, kütüphanedeki yıkıntılar arasında sağlam kalan kitapları bulabilmek için ortak bir çalışma başlattı. Bu çerçevede yaklaşık 6 bin kitap kurtarıldı. Ayrıca “Mosul Eye” olarak da bilinen tarihçi ve blog yazarı Ömer Muhammed’in çağrısıyla, kayıp eserlerin yerine tüm dünyadan binlerce ücretsiz kitap gönderildi.


Fahad Sabah ve Harit Yasin

Sanat adım adım geri dönüyor

Musul’da yavaş yavaş müzik sesleri de duyuluyor. Tahrip olan yapılar arasında yer alan El Nuri Camii’nin avlusundan ud nağmeleri yükseliyor örneğin. Burası, IŞİD lideri Ebu Bekir el Bağdadi’nin bir zamanlar hutbeden terör tehditleri savurduğu camiydi. Örgüt bölgeyi terk etmek zorunda kaldığında, giderken bu ibadethaneyi de yerle bir etti.

Eskilerin “kıraathane” dedikleri ve günümüzde “edebiyat kafe” olarak tanımlanan mekânlardan ilki, genç girişimciler Fahad Sabah ve Harit Yasin tarafından açıldı. Müzik eşliğinde bir yandan çay ve kahvesini yudumlayan, bir yandan da çalışan ya da bir şeyler okuyan yaşlı-genç, kadın-erkek Musullulara hitap eden Sabah ve Yasin, burada edebiyat söyleşileri ve küçük konserler de düzenlemeyi amaçlıyor.
Musul’da IŞİD’den geriye kalanlar

Temiz, düzenli ve dolu kitap raflarının yanı sıra sanatçı portrelerinin yer aldığı tablolarla bezenmiş mekânlarında insanlara nezih bir ortam sunmayı hedeflediklerini belirten Fahad Sabah, “DAEŞ’ten önce de radikal kesimlerin tehditleri nedeniyle kamuya açık bir kültür ve sanat hayatı imkansızdı. Toplum şimdi çok daha açık. Kafemiz de buna güzel bir örnek teşkil ediyor” diyor. Sabah, “Girip mekânımıza bir bakın; kimler geliyor, burada ne yapıyoruz? Erkek ve kadınların kendilerini evinde gibi hissettikleri kamuya açık ilk mekânı işletiyoruz” diye övünüyor.

Cinsiyet ayrımcılığının uzun bir geçmişinin olduğunu kaydeden genç işletmeci “1980’li yıllara kadar sinemalara kadınlı erkekli gidilebiliyordu. Sonra toplu radikalleşmeye başladı ve kültürel etkinliklerde hızlı bir gerileme başladı” diyor.

Fahad Sabah ve onun gibi düşünenler, geçmişte yapılan hataların tekrarlanmaması için gayret gösteriyor. Ancak gözlemciler, halkın en az yüzde 20’sinin IŞİD ideolojisini ve bunun acımazca uygulanmasını hâlâ desteklediğini tahmin ediyor. Sabah yine de temkinli bir iyimserlik içinde: “İşte bu nedenle hem sorunlarımızı hem de imkânlarımızı iyi kavramalıyız. Bu, çözüm yolunda atılması gereken ilk adım. Kolay olmayacak. Bu yüzden var gücümüzle gayret göstermeliyiz.”

Venedik’te ödüller sahiplerini buldu

Bu yıl 75.’si düzenlenen Venedik Film Festivali muhteşem bir törenle kapanışı yaptı. Festivalin son günü olan 8 Eylül’de ödül kazananlar duyuruldu. Meksikalı yönetmen Alfonso Cuaron’un yönettiği dram filmi ‘Roma’, Altın Aslan’a layık görüldü.

Oscar ödüllü Meksikalı yönetmen Alfonso Cuaron’un yönettiği dram filmi ‘Roma’, 75. Venedik Film Festivali’nin büyük ödülü Altın Aslan’a layık görüldü. ABD merkezli film-dizi yapımcılığı ve dağıtımı alanında iştigal eden Netflix’in desteği ile çekilen siyah beyaz film yönetmenin Meksika’daki çocukluğunu anlatıyor.

Oscar ödüllü Meksikalı yönetmen Alfonso Cuaron’un yönettiği dram filmi ‘Roma’, 75. Venedik Film Festivali’nin büyük ödülü Altın Aslan’a layık görüldü. ABD merkezli film-dizi yapımcılığı ve dağıtımı alanında iştigal eden Netflix’in desteği ile çekilen siyah beyaz film yönetmenin Meksika’daki çocukluğunu anlatıyor.

Törende ‘Gümüş Aslan En İyi Yönetmen Ödülü’ ise komedi-Western türündeki filmi ‘The Sisters Brothers’ ile Fransız yönetmen Jacques Audiard’a verildi. Filmde Joaquin Phoenix ve John C Reilly gibi ünlü oyuncular yer alıyor

Gümüş Aslan Büyük Jüri Ödülü de ‘Köpekdişi’ (Dogtooth) ve ‘The Lobster’ (Istakoz) gibi filmleriyle tanınan, Yunan Yeni Dalga Sineması’nın en önemli temsilcilerinden Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos’a ‘The Favorite’ adlı filmi nedeniyle verildi.

En İyi Erkek Oyuncu Ödülü ‘At Eternity’s Gate’ filminde ünlü Hollandalı ressam Vincent Van Gogh’u canlandıran Oscar ödüllü ABD’li aktör Willem Dafoe’nun oldu.

En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’ne ise Yorgos Lanthimos’un ‘The Favorite’ filminde 18. yüzyılda yaşamış olan Kraliçe Anne’yi canlandırdığı rolüyle İngiliz aktris Olivia Colman layık görüldü.

 

Joel ve Ethan Coen kardeşler Western filmi ‘The Ballad of Buster Scruggs’ ile En İyi Senaryo Ödülü’nü alırken, Jüri Özel Ödülü’ne sömürge dönemi Tasmanya’sında İrlandalı bir mahkum kadın ile ona yardım eden Aborijin bir iz sürücüsünün dostluk ve intikam hikayesine odaklanan ‘The Nightingale’ filmiyle Avustralyalı kadın yönetmen Jennifer Kent layık görüldü. The Nightingale’in baş erkek aktörü Baykali Ganambarr da ‘gelecek vaat eden en iyi aktör ya da aktrise’ verilen Marcello Mastroianni Ödülü’nün sahibi oldu.

25. Aspendos Opera ve Bale Festivali “Turandot”la açıldı

. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından çeyrek asırdır düzenlenen 25. Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali

“TURANDOT” operası ile başladı.


Seyircinin yoğun ilgi gösterdiği, beğeniyle izlediği “Turandot” operası, Ankara, İzmir, Antalya Devlet Opera ve Balesi tarafından 04 Eylül 2018, Salı akşamı, Aspendos Antik Tiyatro’sunda sanatseverlere muhteşem bir sanat şöleni sundu. Ünlü İtalyan Rejisör Vincenzo Grisostomi Travaglini’nin sahneye koyduğu eserde solistlere Devlet Opera ve Balesi Koro ve Orkestraları eşlik etti. Orkestra şefi Alberto Veronesi idi.

Dünyaca ünlü tenorumuz ve aynı zamanda Devlet Opera ve Balesi Genel Sanat Yönetmeni ve Genel Müdürü Murat Karahan’ın da başrolde sahnede olduğu geceye Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Antalya Valisi Münir Karaloğlu olmak üzere Antalya protokolü ve sanatseverler yoğun katılım ve ilgi gösterdi.

Aspendos Antik Tiyatrosu’nun tarihi atmosferinde, zengin dekor, kostüm ve ışık tasarımı ile büyülü bir müzik şöleni sunan, Giacomo Puccini’nin vefat ederek son bölümünü tamamlayamadığı bu ünlü eser; Pekin’de yaşayan Çin prensesi Turandot’un evliliğini konu aldı. Çin Prenses’i Turandot, evlilik için gelen taliplerine, o ana dek bilenin hiç çıkmadığı üç soru sormakta, talipliler teker teker idam edilmektedir. Saray yetkilileri ile Turandot’un babası bu gidişe bir son vermek istemektedir.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün, sanatsal kalitesine, zengin repertuvarına, ulusal ve uluslararası sanatsal arenada ulaştığı başarılarına güvenle 1994 yılından beri kesintisiz her yıl düzenlediği ve Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin tanıtım çalışmalarına katkılarıyla devam edecek.

Akbank Caz Festivali Başlıyor

Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden biri olan Akbank Caz Festivali, sürpriz isimler ve yepyeni içerikleriyle 28. kez caz severlerle buluşuyor.

Kurulduğu günden bu yana sanatı ve sanatçıyı destekleyen Akbank’ın en uzun soluklu kültür sanat projelerinden Akbank Caz Festivali, yepyeni ritim ve renkleri içeren zengin programı ile 28. kez şehri caz haline dönüştürmeye hazırlanıyor. Bu yıl 17-28 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek 28. Akbank Caz Festivali’nde; Caz müziğinin önemli temsilcilerinden Jamie Cullum, Till Brönner Septet, The Bad Plus, Avishai Cohen Quartet, Tarkovsky Quartet gibi sürpriz isimler sahne alacak.

Organizasyonu ve içerik programlaması Pozitif iş birliğiyle gerçekleştirilen 28. Akbank Caz Festivali 12 gün boyunca; Ustalara Saygı, Festivale Özel, Cazda İngiliz Çıkartması, Güçlü Nefesler, Caz ve Ötesi, Sihirli Eller, Fransız Rüzgarı’ndan oluşan yedi ana temanın yanında; Caz Saat, Liselerde Caz, Kampüste Caz ve Atölyeler ile toplam 11 kategoride caz severleri coşturacak.

Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, uzun soluklu ve sürdürülebilir kültür sanat projelerine destek veren Akbank’ın tam 28 yıldır Caz Festivali’ni ilk günkü heyecanı ve coşkusuyla sanatseverlerle buluşturduklarına dikkat çekti ve ekledi:

“Akbank Caz Festivali’nin Anadolu’da da heyecanla beklenen bir festival haline gelmesinden mutluluk duyuyoruz”

“Bugün İstanbul’un müziğin ve çağdaş sanatın başlıca merkezlerinden biri olmasında kuşkusuz Akbank ve Akbank Sanat’ın çok büyük katkıları var. Her yıl büyük bir özenle hazırlanan programı, söyleşileri, kampüste ve liselerde caz etkinlikleri ile Akbank Caz Festivali şehirlere renk katmaya devam ediyor. Caz müziğini geniş kitlelerle tanıştırma ve genç cazcıları keşfetme misyonuyla İstanbul sınırları içinde kalmayan Akbank Caz Festivali’nin, Anadolu’da da heyecanla beklenen bir festival haline gelmesinden mutluluk duyuyoruz. Cazın farklı renklerini müzikseverlerle buluşturan Akbank Caz Festivali’ni gittikçe artan izleyici kitlesi ile buluşturmaya önümüzdeki yıllarda da devam edeceğiz.”

“Akbank Caz Festivali, yurt dışında da ilgiyle takip edilen geleneksel bir festival haline geldi”

Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı da; çeyrek yüzyılı çoktan geride bırakan Akbank Caz Festivali’nin, yurt dışında da ilgiyle takip edilen geleneksel bir festival haline geldiğine dikkat çekti.

Akbank Caz Festivali’nin kesintisiz bir şekilde, ilk günlerin heyecanıyla 28 yıldır ayakta tutanın, festival ekibinin emeği, müzisyenlerin desteği ve caz severlerin büyük ilgisi olduğunu vurgulayan Bigalı, 28 yıldır binlerce müzikseveri cazın farklı renkleriyle buluşturmaktan büyük mutluluk duyduklarının altını çizdi ve ekledi:

“Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden Akbank Caz Festivali 28. yılında da önceki yıllarda olduğu gibi, programını genişletip, farklı deneyimler ekleyerek yeni dünyayı takip eden, gençleşen ve hedef kitlesini genişleten bir festival olmayı başardı.”

“Japonya’dan Amerika’ya, Fransa’dan Brezilya’ya yine dünyanın dört bir yanından isimlere yer vereceğiz”

Pozitif Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Turfan Mumcuoğlu da açıklamasında, Akbank Caz Festivali’nin programına ilişkin şu bilgileri verdi:

“Caz müziğinin önemli temsilcilerinden, Grammy, Altın Küre, BRIT, GQ Dergisi Yılın Müzik Adamı gibi sayısız ödüllerin sahibi Jamie Cullum, Almanya’nın Chet Baker’ı olarak anılan Grammy ödüllü Till Brönner, bu yıl yayınlanan 13. stüdyo albümü Never Stop II’nin turnesiyle The Bad Plus, usta trompetçi Avishai Cohen Quartet, Andrei Tarkovsky’nin sinematografik dehasına atıfta bulunan Tarkovsky Quartet gibi isimlerinin yanı sıra Gilles Peterson’ın keşfettiği, İngiltere caz sahnesinin yeni isimlerinden Ezra Collective, The Comet is Coming, Nubya Garcia gibi isimler her sene daha fazla seyirci ile buluşan Akbank Caz Festivali programında olacak.

“Bixiga 70, Karl Hector & The Malcouns, Josef Leimberg and The Astral Progressions Ensemble, Omer Avital Qantar, Shinya Fukumori Trio, Caloé, Remi Panossian Trio, Woody Black 4 gibi Japonya’dan Amerika’ya, Fransa’dan Brezilya’ya yine dünyanın dört bir yanından isimlere yer vereceğiz.

“Birsen Tezer, Jehan Barbur, Ceylan Ertem, Islandman değerli isimleri sahnelerinde konuk edeceği özel projeler ile birlikte festivalde yer alacak. Ayrıca Türkiye sahnesinden Ozan Musluoğlu Quintet, Konstrukt, Can Çankaya ve Kağan Yıldız gibi isimleri de ağırlayacağız.”

Festival’de; 100’den fazla müzisyenle 37 ayrı mekanda 37 konser, 3 söyleşi, 16 atölye gerçekleştirilecek

28. Akbank Caz Festivali’nde, “Şehrin Caz Hali”ne uygun şekilde Cemal Reşit Rey Konser Salonu, Akbank Sanat, Babylon, Volkswagen Arena, The Badau, Caddebostan Kültür Merkezi, Moda Sahnesi, Uniq Hall, Summart Sanat Merkezi, Nardis ve Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin de bulunduğu 37 ayrı mekanda 37 konser, 3 söyleşi, 16 atölye gerçekleştirilecek. Festival 100’den fazla müzisyeni ağırlayacak ve Kampüste Caz ile 9 farklı şehre taşınacak.

1991 yılından 2013’e kadar festivalin direktörlüğünü yapan Mehmet Uluğ anısına bu yıl 5. kez düzenlenecek özel gecede Türkiye cazının önemli isimlerinden Aydın Esen Group ve Can Kozlu ağırlanacak. Bu geceye özel Aydın Esen ve Can Kozlu ilk 3 parçada birbirine eşlik edecek.

Dokuz liseden gençler, Ercüment Orkut, Volkan Topakoğlu ve Ediz Hafızoğlu ile bir araya gelecek

28. Akbank Caz Festivali’nde, Türkiye caz tarihi için çok değerli isimler ile bu yıl iki ayrı söyleşi gerçekleştirilecek. Söyleşilerden ilki, caz programcısı Hakan Rauf Tüfekçi moderatörlüğünde Emin Fındıkoğlu, Okay Temiz ve Neşet Ruacan’ın konuk olacağı “Kuzeye Gidenler” ve ikincisi de Hülya Tunçağ moderatörlüğünde, Ayten Yaraş Pekcan, Sebla Pekcan ve Nilüfer Verdi’nin konuk olacağı “Erol Pekcan Anısına” olacak. Festival kapsamında ayrıca, caz müziğinin tiyatro yapıtlarının üzerine etkisini ve bu iki sanat disiplini arasındaki ilişki ile ilgili Koffi Kwahulé ile bir söyleşi gerçekleştirilecek.

Lise çağındaki gençlere caz müziğini tanıtma ve sevdirme amacıyla bu yıl yedincisi düzenlenen “Liselerde Caz Atölyeleri” kapsamında dokuz liseden gençler, Ercüment Orkut, Volkan Topakoğlu ve Ediz Hafızoğlu ile bir araya gelerek caz müziğini ve enstrümanlarını daha yakından tanıma fırsatı bulacak.

Kampüste Caz, Edirne, Çanakkale, İzmir, Muğla, Eskişehir, Ankara, Kayseri, Mersin ve Adana’da

Akbank Caz Festivali’nin artık bir festival klasiği haline gelen “Kampüste Caz” konserleri bu yıl da devam ediyor. Festivalin en önemli etkinliklerinden biri olan Kampüste Caz, Edirne, Çanakkale, İzmir, Muğla, Eskişehir, Ankara, Kayseri, Mersin ve Adana’da genç neslin önemli isimlerinden Evrencan Gündüz ve Uzaylılar’ı üniversiteli gençlerle buluşturacak.

Akbank Caz Festivali’nin büyük ilgi gören Cazlı Brunch ve Akşamüstü Caz etkinliklerinin yanı sıra caz etrafında şekillenen atölyelerle festival programı yine oldukça zengin olacak:

Ustalara Saygı

• MEHMET ULUĞ GECESİ: AYDIN ESEN GROUP & CAN KOZLU
20.10.2018 CUMARTESİ 20.30
Babylon

20:30-21:15 Belgesel Gösterimi: George Garzone: Let Be What Is
21:30-22:00 Aydın Esen & Can Kozlu
22:00: Aydın Esen Group

20:30-21:15 Documentary Screening: George Garzone: Let Be What Is
21:30-22:00 Aydın Esen & Can Kozlu
22:00 Aydın Esen Group
28. Akbank Caz Festivali, bu sene 4. kez, Mehmet Uluğ gecesinde değerli isimleri ağırlıyor. Öncelikle, George Garzone: Let Be What Is belgeselinin gösterimiyle başlayacak. Gösterimin ardından, gecenin ilk konseri için Aydın Esen ve Can Kozlu ikilisi sahneye çıkacak. Gecenin ikinci konserinde ise heyecan verici bir performans için Aydın Esen Group izleyicinin karşısında olacak. Piyano dehası ve modern çağın müzik literatürünü çok iyi anlayarak genişleten Aydın Esen, her zaman adından saygı ve övgüyle bahsedilen bir müzisyen olarak geceyi taçlandıracak. Türkiye’nin en yaratıcı emprovize caz sanatçılarından biri olarak kabul edilen Can Kozlu’nun Aydın Esen’e eşlik edecek olması da bu gecenin uzun süre akıllarda yer etmesine katkı sağlayacak.
Aydın Esen: Klavye
Can Kozlu: Davul
SeLKA: Bas
Volkan Öktem: Davul

• KUZEYE GİDENLER
20.10.2018 Pazar 15:00
Soho House
Caz programcısı ve meraklısı Hakan Rauf Tüfekçi Türk caz tarihinin geçmişinde az bilinen ve pek konuşulmayan bir konuya el atıyor.
Afro-Amerikan caz müzisyenlerinin İkinci Dünya Savaşı sonrası ekonomik, siyasal ve toplumsal nedenlerle Avrupa’ya göç etmeye başladığı dönemde, birçok önemli caz müzisyeni Avrupa’ya yerleşti. Buna benzer bir tarih dilimi, 1960’ların sonundan 1980’lere kadar uzanan bir aralıkta, Türkiye’de de yaşandı. Kuzeye Göç Dönemi olarak adlandırılabilecek bu yıllarda İskandinav ülkelerine giden Türk cazcıların bir kısmı kısa sürede geri dönerken, bazıları oralara yerleşerek lokal müzisyenlerle önemli projelere imza attılar ve uluslararası arenada ses getirdiler. Kuzey yıldızının büyüsüne kapılıp göç eden Türk cazcıların öyküsünün ele alınacağı bu panelde, Türkiye cazının önemli isimleri o günleri anlatacak ve yaşanan göçün Türk cazına etkilerini interaktif bir ortamda tartışmaya açacak.
Moderatör: Hakan Rauf Tüfekçi
Konuklar: Neşet Ruacan, Emin Fındıkoğlu ve Okay Temiz

• EROL PEKCAN ANISINA
21.10.2018 PAZAR 13:00
Pera Palace Orient Bar
1994 yılında 61 yaşında yitirdiğimiz, Türk caz sahnesinin öncülerinden, vizyoner davulcu Erol Pekcan, yalnızca bir yorumcu değildi. Kurduğu başarılı topluluk ve orkestralarla Ankara, İstanbul Radyoları’ndaki yayınları, ilham verici televizyon programlarıyla hem genç kuşaklarda yeni bir caz kültürünün yeşermesini hem de caz sanatının geniş bir dinleyiciye ulaşmasını sağladı. Parliament Super Band konserlerindeki ve artık aramızda olmayan Akbank Genel Müdürü, Yönetim Kurulu üyesi Hamit Belli ve Pozitif’in kurucularından Mehmet Uluğ ile 1991 yılından itibaren hayata geçirdiği Akbank Uluslararası Caz Festivali’ndeki tatlı sunuşlarını unutmak olanaksız.
Festivalin 28. yılında sevgili Erol Pekcan’ı ailesi ve dostları ile anacağız.
Moderatör: Hülya Tunçağ
Konuklar: Ayten Yaraş Pekcan, Sebla Pekcan, Nilüfer Verdi

Festivale Özel

• CEYL’AN ERTEM – AKUSTİK
25.10.2018 PERŞEMBE 21:00
Moda Sahnesi
Vokal tekniğiyle fark yaratarak geniş bir dinleyici kitlesi edinen ve bugüne kadar birçok başarılı albüm yayınlayan şarkıcı ve söz yazarı Ceyl’an Ertem, 2000 yılından beri sahnede seslendirdiği şarkılardan bir çeşitleme ile Akbank Caz Festivali sahnesine konuk oluyor. Hatıralarla dolu bu gecede Ceyl’an Ertem’e sahnede Ozan Musluoğlu, Serhan Erkol, Nedim Ruacan, Adem Gülşen gibi birbirinden yetenekli caz müzisyenleri eşlik edecek. Björk’ten Müzeyyen Senar’a, Erykah Badu’dan Yıldız Tilbe’ye ve kendi şarkılarına dek uzanan bu repertuar kaçmaz!

• ISLANDMAN & GUESTS
26.10.2018 CUMA 22:00
Moda Sahnesi
Anadolu saykodelik müzik kültürünü günümüzün modern ekipmanları ve elektronik müzik hissiyatı ile ustaca harmanlayan, elektronik sesler ve telli çalgılarda Tolga Böyük, gitar ve efektlerde Erdem Başer, vurmalı çalgılarda Eralp Güven’den oluşan Islandman üçlüsü, uzun zamandır beraber sahne almakla beraber, asıl çıkışlarını 2016-2017 sezonunda yayınladıkları single ile yaptı. Grubun en bilinen çalışmalarından olan Agit, Danimarkalı plak şirketi Music for Dreams tarafından keşfedildi ve takip eden dönemde grubun ilk uzunçalar albümü Rest in Space yayınlandı. Albüm daha ilk haftasında Juno Records gibi platformlarda 1 numaraya yükseldi. Birlikte stüdyo ve kayıt çalışmaları yaptığı müzisyen arkadaşlarını Akbank Caz Festivali işbirliğiyle festival sahnesine davet eden grup, Islandman’in müzik dolu dünyasını, özel konuklarıyla birlikte izleyicilere sunmaya geliyor.
Murat Ertel: Elektro Bağlama
VEYasin: Vokaller
Barış Demirel: Trompet
Ekin Eti: Trombon

• JEHAN BARBUR FEAT. FIRAT TANIŞ
19.10.2018 CUMA 20:30
Caddebostan Kültür Merkezi
Beyrut doğumlu vokal, söz yazarı, besteci ve prodüktör Jehan Barbur, İskenderun’da geçirdiği çocukluk ve ilk gençlik yıllarının ardından Ankara’da Bilkent Üniversitesi Amerikan Dili ve Edebiyatı bölümünde eğitimini tamamladı. Üniversiteden sonra, müzik kariyerine odaklanmak üzere İstanbul’da yaşamaya başladı. Bugüne kadar prodüktörlüğünü kendisinin üstlendiği beş başarılı albüm yayınlayarak, giderek genişleyen sadık bir dinleyici kitlesi edindi. Bir hikaye anlatıcısı olarak, çağdaş kadın ozan geleneğini sürdürme gayretiyle, albümlerinde bazı işbirlikleri dışında çoğunlukla kendi bestelerine ve şarkı sözlerine yer verdi. Bugün Türkiye’nin en parlak ve etkileyici caz vokallerinden biri olan Jehan Barbur’a Akbank Caz Festivali’ndeki bu enfes gecede aktör, yönetmen, ressam ve müzisyen Fırat Tanış eşlik edecek. İki derinlikli vokalin birlikte şarkılar seslendireceği konser, kaçırılmaması gereken bir müzik deneyimi vadediyor.
Jehan Barbur: Vokal
Berkant Çelen: Elektrik & Akustik Gitar
Murat Çopur: Bas
Evrim Tüzün: Klavye
Onur Başkurt: Davul
Fırat Tanış: Vokal (Konuk Sanatçı)

• BİRSEN TEZER EASTERN STANDARDS
20.10.2018 CUMARTESİ 20:30
Caddebostan Kültür Merkezi
Derinlikli vokaliyle Birsen Tezer, Türk müzik sahnesinin en etkileyici kadın seslerinden biri olarak kabul ediliyor. Bugüne kadar iki başarılı albüm yayınlayan Birsen Tezer; Erkan Oğur, Bülent Ortaçgil, İlhan Şeşen, Gürol Ağırbaş, Hüsnü Arkan ve Ediz Hafızoğlu gibi pek çok müzisyenle işbirliklerine de imza attı. Sanatçı, Akbank Caz Festivali’nde son projesi Eastern Standards ile yüzlerce yıllık Türk Sanat ve Halk Müziği eserlerini önceki projelerinde yer alan vokal ve enstrümana dayalı doğaçlama öğeleri ve günümüzün sesleri ile birleştirerek farklı bir dil oluşturmayı hedefliyor. Festival izleyicisi, bu heyecan verici projeden şarkılar ve Birsen Tezer’in eşsiz hikaye anlatıcılığı ile büyülü bir dünyaya adım atacak.

Cazda İngiliz Çıkartması

• EZRA COLLECTIVE
25.10.2018 PERŞEMBE 21.30
Babylon
Afrobeat, reggae, caz ve hip-hop melodilerini, buram buram kendini hissettiren bir Londra ruhuyla harmanlayan Ezra Collective kısa zamanda yeni dalga İngiltere cazının öncülerinden biri haline geldi. Londra’nın kendine has kültürel çeşitliliğinden ve her daim değişim içinde olan müzikal ruhundan beslenen bu harika beşli, etraflarını saran ilhamı, grubun keşifçi yaratıcılığı ile birleştirirken müziklerine neredeyse gerçeküstü bir ambiyans katıyor. 2012’de Yamaha Jazz Experience yarışmasında ödül alarak müzik dünyasındaki ilk çıkışlarını yapan Ezra Collective, o günden bu yana, Royal Albert Hall da dahil olmak üzere, Londra’da ve dışında pek çok sahnede çaldı. 2017 yılında yayınladıkları Juan Pablo: The Philosopher albümleri Gilles Peterson’ın düzenlediği Worldwide Awards ödül töreninde En İyi Caz Albümü ödülünü alan Ezra Collective’in enerjisi İstanbul’da ışıldayacak.
Dylan Jones: Trompet
James Mollison: Saksafon
Joe Armon-Jones: Klavye
TJ Koleoso: Bas
Femi Koleoso: Davul

• NUBYA GARCIA
23.10.2018 SALI 21.30
Babylon
Her daim övgülerin odağı olan saksafoncu, besteci ve grup lideri Nubya Garcia, yıldızını parlatan ilk solo projesi Nubya’s Five’dan yaklaşık bir yıl sonra yeni EP’si When We Are’ı 2018’in Mart ayında yayınladı. Çığır açıcı sanatçı, elektronik müziğin deneyselliği ışığında, yeni dünyalara doğru emin adımlarla ilerlemeye hız kesmeden devam ediyor. When We Are ile birlikte hayatında yepyeni ve heyecan verici bir dönem yaşayan, İngiltere’nin önde gelen müzisyenlerinden Nubya Garcia o baş döndürücü melodilerini bu kez Akbank Caz Festivali sahnesine taşımaya ve izleyicilerin zihinlerinde caza yeni anlamlar katmaya hazırlanıyor. Yayınladığı parçaların yanı sıra DJ’liğiyle de kendinden söz ettirmeye başlayan sanatçı, müziğine kariyerinin ilk yıllarını şekillendiren kulüp gecelerinin enerjisini taşıyor. Garcia’nın sofistike ve tutkulu müziğiyle dolup taşacak bir geceye hazır olun!

• THE COMET IS COMING
17.10.2018 ÇARŞAMBA 21.30
Babylon
Londra çıkışlı The Comet Is Coming, 2015’te Do The Milky Way parçaları ile Lauren Laverne’in MPFree listesine girmesi ve 2016’da Mercury Ödülü’nü daha ilk albümüyle kazanmasıyla ismini hatırı sayılır bir kitleye duyurmayı başardı. Grup, Sun Ra, Frank Zappa ve Jimi Hendrix’in yarattığı dile dayalı karakteristik bir yoldan gitmenin yanı sıra, adlarının çıkış noktası olan BBC Radiophonic Workshop’tan da ilham alıyor. Caz, elektronika, funk ve saykodelik öğeleri bir araya getiren, adeta kozmik bir şöleni andıran müzikleriyle dinleyiciyi kendisine bağlayan grubun felsefesi de bir o kadar cezbedici. Sizi bildiğiniz dünyayı unutup, yeni bir hayali dünyanın parçası olmaya davet eden The Comet Is Coming’e kulak verin ve manifestolarında söyledikleri gibi “koşmaya başlayın”. Bu dahiler topluluğuyla buluşma noktanız ise Akbank Caz Festivali olsun!
King Shabaka: Saksafon
Danalogue: Klavye
Betamax: Davul

Güçlü Nefesler

• TILL BRÖNNER “THE GOOD LIFE”
18.10.2018 PERŞEMBE 20:30
Uniq Hall
New York Carnegie Hall ve Tokyo Blue Note Jazz Club gibi dünyanın önemli sahnelerinde sık sık performanslar sergileyen başarılı caz müzisyeni Till Brönner, Almanya’nın Chet Baker’ı olarak anılıyor. 2015’te, Herbie Hancock’un öncülük ettiği Uluslararası Caz Günü’nün davetlisi olarak Paris’te çağdaş cazın yıldızlarıyla bir araya geldi. 2016 etkinliği için ise, Beyaz Saray’da Barack Obama’nın konuğu olarak, Herbie Hancock, Sting, Aretha Franklin, Diana Krall, Al Jarreau, Hugh Masekela, Buddy Guy ve Chick Corea gibi duayenlerle sahne aldı. Turnelere ve konserlere çoğunlukla kurucusu olduğu topluluklarla katılan Till Brönner, Akbank Caz Festivali’nde gerçekleşecek ve son albümü The Good Life’ın odakta olacağı bu konser için Till Brönner Septet ile güçlerini ve enerjisini birleştiriyor.
Till Brönner: Trompet, Flugelhorn
Mark Wyand: Tenor Saksafon
Torsten Goods: Gitar
Jasper Soffers: Piyano
Christian von Kaphengst: Bas
David Haynes: Davul
Jan Miserre: Klavye

• AVISHAI COHEN QUARTET
21.10.2018 PAZAR 18:00
Cemal Reşit Rey Konser Salonu
Trompetinin berrak sesiyle tanınan Avishai Cohen, çağdaş caz sahnesinin kendinden en çok söz ettiren isimlerinden biri. Avishai Cohen’in, müzikteki anlam arayışı ve bas tınılarını ilgi odağı haline getirmeye adadığı enerjisi, ona uluslararası pek çok ödül ve dünya çapında haklı bir tanınırlık kazandırdı. Usta trompetçi 2016 yılında, Jazz Magazine France tarafından En İyi Yabancı Sanatçı ödülüne layık görülürken, aynı yıl çıkardığı albümü Into the Silence, TSF Jazz tarafından Yılın En İyi Albümü seçildi. Bugün, dörtlüsüyle yaptığı çalışmaların yanı sıra, Omer Avital ve Nasheet Waits’le sürdürdüğü üçlüsü Triveni ile de on yılı aşkın bir süredir çalışmalarına devam ediyor. Ödüllü albümü Into The Silence’tan bir yıl sonra, yeni albümü Cross My Palm With Silver ile karşımıza çıkan sanatçı, hayranlık uyandıran enerjisini Akbank Caz Festivali sahnesine taşımaya hazırlanıyor.
Avishai Cohen: Trompet
Yonathan Avishai: Piyano
Barak Mori: Bas
Nasheet Waits: Davul

• WOODY BLACK 4
24.10.2018 ÇARŞAMBA 20:00
Summart
Sıradışı bas klarnet dörtlüsü Woody Black 4, deneysel meraklarının peşinden tutkuyla giderek cazın sunduğu olasılıklara karşı kendilerine has bir tavır takınıyor. Hem modern cazın sonsuz katmanında özgürce salınıyor, hem de dünya müziğine, bağımsıza ve avangarda kucak açıyor. İlk albümleriyle başarılı bir çıkış yapan dörtlü, geçtiğimiz yılın kendinden en çok söz ettiren caz albümleri arasında gösterilen ikinci albümleri Curiosity ile yükselişine hız kesmeden devam ediyor. Woody Black 4’un müziği, insanın içini ısıtan berrak tınılar, etkileyici besteler, taptaze aranjmanlar ve incelikli bir ustalık vadediyor.
Daniel Moser: Bas Klarnet
Leonhard Skorupa: Bas Klarnet
Stephan Dickbauer: Klarnet
Oscar Antoli: Klarnet, Bas Klarnet

• KONSTRUKT
24.10.2018 ÇARŞAMBA 19:00
Akbank Sanat
Özgür müzik, dünya dışı frekanslar, kozmik kaos ve İstanbul… 2008 yılında İstanbul’da kurulan Konstrukt bu yıl 10. yaşını kutluyor. Topluluk, müzikal serüvenlerinde, Peter Brötzmann, Joe McPhee, Akira Sakata, Evan Parker, Marshall Allen, Thurston Moore, Keiji Haino, William Parker, Okay Temiz gibi birçok değerli müzisyenle aynı sahneyi paylaştı. Ayrıca, Saalfelden Caz Festivali, Konfrontationen Nickelsdorf, Krakow Jazz Autumn, Tusk, Zuma Fest, Jazztopad, Sant’Anna Arresi Caz Festivali, A L’Arme! gibi önemli uluslarası festivallerde de boy gösterdi. Festival öncesi, Kopenhag, Londra ve Newcastle’da -Otomo Yoshihide ile- sahne alacak Konstrukt; 10. yıl kutlamalarını Akbank Caz Festivali’ne özel bir performans ile sürdürüyor.
Korhan Futacı: Saksafon, Flüt
Umut Çağlar: Gitar, Nefesliler
Apostolos Sideris: Akustik Bas
Berkan Tilavel: Davul, Elektronik Vurmalılar
Ediz Hafızoğlu: Davul, Vurmalılar
Caz ve Ötesi

• BIXIGA 70
26.10.2018 CUMA 21:30
Babylon
Bixiga 70’in, zaman ve mekan arasındaki sınırları bulanıklaştıran, janrlar ötesi müziği, São Paulo’nun avangart pop, caz ve dub sahneleriyle haşır neşir olan ve farklı müzikal geçmişlerden gelen grup üyelerinin kolektif dehasının ürünü. Hem grubun adıyla hem de benimsedikleri ruhla, Afrobeat’in öncülerinden Fela Kuti’nin grubu Afrika 70’in izinden giden Bixiga 70, Afrika ve Güney Amerika ritimlerinin nefis bir füzyonunu vadediyor. Tıpkı grubun doğum yeri olan São Paulo’nun Bixiga mahallesi gibi, Bixiga 70 de çeşitlilikten besleniyor. Bugüne kadar üç başarılı albüme imza atan 10 kişilik bu dinamik ekip, Jungle By Night, Woima Collective, Tony Allen, Seun Kuti & Egypt 80, Ebo Taylor ve Antibalas Afrobeat Orchestra gibi yıldız isimlerle de sahne paylaştı. Akbank Caz Festivali’nin tartışmasız en renkli konuklarından biri olacak Bixiga 70’in zihin açıcı müziğine ve hayal gücüne kendinizi kaptırmaya hazır olun.

• KARL HECTOR & THE MALCOUNS
19.10.2018 CUMA 21:30
Babylon
Krautrock’ın deneyselliğini, Afrobeat ve caz ile harmanlayarak funk’a ustalıkla yediren Karl Hector & The Malcouns’ın müziği, evrensel tınıların sonsuz olasılıklarından beslenen bir vaha adeta. Gitarist ve yapımcı JJ Whitefield, Poets Of Rhythm ve Whitefield Brothers yıllarından sonra, davulcu Zdenko Curulija ile birlikte 2007 yılında, sürprizlerle dolu Karl Hector & The Malcouns’ı kurdu. Grup, Afrika diasporasından aldıkları ilhamla şekillendirdikleri Sahara Swing’in ardından, ikinci albümleri Unstraight Ahead ile çerçevesini daha da genişleterek, Gana ve Mali menşeli Batı Afrika tınılarını Doğu Afrika caz melodileriyle buluşturdu. Bu albüm bir anlamda 1970’lerin Krautrock efsanelerine saygı duruşu niteliği taşıyordu. Zamansız bir müzik şöleni için festival sahnesinde yerini alacak grubun, 1960’ların son demlerinde yükselen özgür funk ruhunu Afrobeat ile buluşturacağı bu performansını kaçırmayın.
Marja Burchard: Klavye
Zdenko Čurulija: Davul
Alexandar Marković: Gitar
Jan Weissenfeldt: Bas
Didac Ruiz Lazaru: Perküsyon

• JOSEF LEIMBERG AND THE ASTRAL PROGRESSIONS ENSEMBLE
18.10.2018 PERŞEMBE 21.30
Babylon
Los Angeles çıkışlı müzisyen ve prodüktör Josef Leimberg’ün hip hop’a duyduğu derin tutku çocukluk yıllarına uzanıyor. Josef’in bu tutkusu, lise yıllarında iyice güçlenerek, üniversite yıllarında zirveye ulaştı ve Cal Arts’tan mezun olduğunda prodüktörlüğe atılmaktan başka bir şey düşünmedi. Erykah Badu, Om’Mas Keith, Chance The Rapper, Robert Glasper, Thundercat, Miguel, Terrace Martin, SZA, Frank Ocean, Xzibit, Robin Thicke ve Kendrick Lamar gibi yıldız isimlerle kayıtlar yaptı. Prodüktörlüğünün parlamaya başladığı dönemde, Snoop Dog ile de tanıştı ve Snoop’un platin plak ödüllü albümlerindeki birçok parçanın prodüktörlüğünü yaptı. Ayrıca, 10 yılı aşkın bir süre boyunca peş peşe, Robin Thicke’in turne arkadaşı oldu. Bu iş birliklerinin ardından, 2016’da nihayet, caz, hip hop, funk ve baladların müthiş bir harmanı olan ilk solo albümü Astral Progressions’ı yayınladı. Muhteşem trompetiyle bu kez festival sahnesini coşturacak Josef Leimberg, bu sonbaharda, İstanbul’da!
Josef Leimberg: Trompet
Tracy Wannomae: Bas Klarnet, Saksafon, Flüt
Anand Bennett: Gitar
Matthew Little: Klavye
Sanjaya Ajaye: Bas
William Logan: Davul

Sihirli Eller

• JAMIE CULLUM
23.10.2018 SALI 21:30
Volkswagen Arena
İngiliz caz sahnesinin gelmiş geçmiş en başarılı sanatçılarından Jamie Cullum, pek çok kez platin mertebesine erişen Twentysomething albümüyle, 15 yıl önce ilk çıkışını yaptığı günden bu yana, sarsılmaz bir tutarlılıkla başarı hikayesini yazmaya devam ediyor. Caz dokunuşlu vokalleri, cazı pop ve rock ile iç içe geçirerek türler arası sınırları erittiği kendine has çok yönlülüğü, şarkı sözü yazarlığı ve bestecilik yeteneği ona dünya çapında tartışmasız bir başarı kazandırdı. Grammy, Golden Globe, Brit, Sony Radio gibi önemli ödüllerde adaylıklar ve birincilikler elde etti. Jamie Cullum ve eşsiz hikayeler ören piyanosu, bu sonbaharda, bir kez daha enfes bir repertuarla Akbank Caz Festivali izleyicisinin karşısına çıkacak.

• THE BAD PLUS
21.10.2018 PAZAR 20:30
Cemal Reşit Rey Konser Salonu
The Bad Plus üçlüsünde bir lider yok, sadece müzik var. Grup üyelerinin kurduğu bu derinlikli ilişki sayesinde müzikleri, yaşanmışlıklardan beslenen bir kaliteye ve samimiyeti her zaman kendini hissettiriyor. The Bad Plus’ın bu yıl yayınlanan 13. stüdyo albümü Never Stop II, grubun kurucu üyeleri Reid Anderson ve Dave King ile aileye yeni katılan piyanist Orrin Evans’ı buluşturan ilk albüm oluyor. Bu buluşma, grubun modern avangart cazı, rock ve pop etkileriyle yorumlamaya adadığı doğaçlama müziğe bağlılığını perçinlemesinin yanı sıra, 18 yıllık müzikal yörüngelerini de zenginleştiren bir yeniden doğuşu işaret ediyor. Kontrbas, davul ve piyanonun güç birliği yapacağı, kaçırılmaması gereken bu muhteşem performans için ajandanızda yer açın.
Reid Anderson: Kontrbas
Orrin Evans: Piyano
Dave King: Davul

• OMER AVITAL QANTAR
24.10.2018 ÇARŞAMBA 21.30
Babylon
Bas gitar virtüözü, vizyoner besteci ve müzik düşünürü Omer Avital, Kuzey Afrika groove’larını Yemen ve Fas köklerinden aldığı ilhamla harmanlayarak enfes melodiler yaratıyor. Başarılı müzisyen, Brooklyn’de kurduğu, sevgi ve arkadaşlık ağlarından beslenen yeni beşlisi Qantar ile hayalindeki ekibe de bir süredir kavuşmuş durumda. 2016’dan bu yana birlikte olan ekip, provalarda ve konserlerde, Omer Avital’in bestelerini hiç olmadığı kadar iyi sergileyerek, her seferinde daha derin, daha zengin ve kusursuz sonuçlar elde ediyor. Provalarda birlikte geliştirdikleri yeni parçaların yanı sıra Omer Avital’ın 100’ün üzerindeki eserini de hayranlık uyandıran performanslarla sergiliyor. Ekipleriyle aynı adı taşıyan albümleri Qantar’ı yayınlamalarının üzerinden çok geçmeden, bu fantastik beşli, farklı müzik dillerinin ortaklığıyla şölene dönüşecek bir sonbahar konserinde, Akbank Caz Festivali’nde sahne alacak.
Omer Avital: Bas
Eden Ladin: Piyano
Asaf Yuria: Soprano & Tenor Saksafon
Alexander Levin: Tenor Saksafon
Ofri Nehemya: Davul

• OZAN MUSLUOĞLU QUINTET
18.10.2018 PERŞEMBE 21.00
The Badau
2000’lerin başında sürdürdüğü kontrbas eğitimi boyunca, Volkan Hürsever, James Lewis ve Kürşat And gibi önemli müzisyenlerle çalışan kontrbas sanatçısı ve besteci Ozan Musluoğlu, ayrıca Marc Johnson, David Friesen, Dominique Lemerle, Robert Balzar ve Dwayne Burno gibi dünya genelinde tanınan kontrbasçılarla workshoplara katıldı. 2009 yılında çıkardığı ilk albümü Coincidence’tan iki yıl sonra ikinci albümü 40th Day’i yayınladı. Bu albümde, Downbeat dergisinin beş yıl üst üste Yılın Trompetçisi ilan ettiği Jeremy Pelt trompetini konuştururken, tenor saksofonda J.D. Allen, piyanoda Danny Grissett ve davulda Darrell Green yer aldı. Üçüncü albümü My Best Friends Are Pianists’i ise Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli 12 caz piyanistiyle birlikte yaptı. Ozan Musluoğlu, caz tarihinin efsaneleşmiş 9 kontrbasçısının bestelerinin yorumlandığı ve başarısını perçinleyen #nine isimli son albümünün ilk festival konseri için Akbank Caz Festivali’ne konuk oluyor.
Şenova Ülker: Trompet
Engin Recepoğulları: Saksafon
Ercüment Orkut: Piyano
Ozan Musluoğlu: Kontrbas
Ferit Odman: Davul

• CAN ÇANKAYA & KAĞAN YILDIZ
25.10.2018 PERŞEMBE 19:00
Akbank Sanat
Eserleri ve düzenlemeleri İstanbul, İzmir, Antalya ve Eskişehir devlet senfoni orkestraları tarafından yorumlanan piyanist, besteci Can Çankaya ve bugüne kadar Benny Golson, Freddy Cole, Dena DeRose, Kevin Mahogany, Jim Rotondi, John D’earth, Dave Samuels, Alain Mallet ile sahne paylaşan kontrbasçı Kağan Yıldız, ortak proje albümleri Timeless’ı bu yıl yayımladı. Festivalde sahne alacak ikili, bu ilk albümlerinden parçalara da yer verecekleri performanslarıyla izleyiciye dokunaklı ve sürükleyici bir deneyim yaşatacak. İmza attıkları işlerle şimdiden Türkiye çağdaş caz sahnesinin öne çıkan isimleri arasına girmeyi başaran Can Çankaya ve Kağan Yıldız’ın piyano-kontrbas birlikteliğiyle fark yaratacağı bu konser deneyimi caz dağarcığınızda yeni ufuklar açacak.
Can Çankaya: Piyano
Kağan Yıldız: Kontrbas

• SHINYA FUKUMORI TRIO
17.10.2018 ÇARŞAMBA 19:00
Akbank Sanat
Shinya Fukumori Trio’nun hayallerle dolu şiirsel müziği dinleyicilerinin zihinlerini sükunete davet ediyor. Münih çıkışlı Japon-Fransız-Alman üçlüsünün grup lideri ve aynı zamanda baş bestecisi olan davulcu Shinya Fukumori, geniş bir hayal gücünün ürünü melodileriyle tanınan başarılı bir müzisyen. Fukumori’nin davulculuğunu farklı kılan titizliği, özgürce salınan baladlarının yelpazesinde de kendini açıkça gösteriyor. Ortaya çıkan müziğin özgür karakteri, tenor Matthieu Bordenave ve piyanist Walter Lang’in de kendilerini rahatça ifade edebildikleri alanlar yaratıyor. Topluluk, bu yıl yayınladıkları ilk albümleri For 2 Akis ile yenilik vadediyor ve festivalin en romantik gecelerinden biri, Shinya Fukumori Trio’nun dünyasını keşfetmeniz için sizi bekliyor.
Shinya Fukumori: Davul
Matthieu Bordenave: Tenor Saksafon
Walter Lang: Piyano

Fransız Rüzgarı

• TARKOVSKY QUARTET
22.10.2018 PAZARTESİ 20:30
Zorlu Performans Sanatları Merkezi, Drama Sahnesi
Tarkovsky Quartet’in hayallerle örülü müzik dili, piyano, viyolonsel, soprano saksafon ve akordeonun birlikteliğiyle, Andrei Tarkovsky’nin sinematografik dehasına atıfta bulunuyor. Grubun kurduğu görselliğe dayalı bu müzikal estetik, 2016’da yayınladıkları üçüncü albümleri Nuit blanche ile kendini daha çok hissettirmeye başladı. Grubun kurucusu François Couturier’nin kendi bestelerinin yanı sıra, grup üyeleriyle birlikte ürettiği parçaların da yer bulduğu bu albümde, çello sanatçısı Anja Lecher, saksafoncu Jean-Marc Larché ve akordeoncu Jean-Louis Matinier, hayalleri ve hafızayı keşfe çıkarken, Tarkovsky’nin sinemasına göz kırpmaya devam ediyor. Usta yönetmenin yaratıcılığı, emprovize oda müziği, modern kompozisyonlar veya barok parçaların içinde adeta ışıldıyor. Ve Akbank Caz Festivali bu konser akşamında sizi Tarkovsky Quartet’in bu benzersiz enerjisini ve derin hayal gücünü paylaşmaya davet ediyor.
François Couturier: Piyano
Anja Lechner: Viyolonsel
Jean-Marc Larché: Soprano Saksafon
Jean-Louis Matinier: Akordeon

• CALOÉ
26.10.2018 CUMA 22.30
Nardis
Caz vokali ve besteci Caloé, büyük hayranlık duyduğu Ella Fitzgerald’ın adımlarını tutkuyla takip ediyor ve onun geliştirdiği “scat” vokal tekniğini kendince yorumlayıp yeni keşifler yapmanın peşine düşüyor. Farklı kültürlerden ve renklerden esinlenerek yazdığı şarkılarla ve geniş repertuarıyla, emprovizasyonları ve karakteristik yorumuyla kendi gökkuşağını yaratan bu genç yetenek, kariyerinin başından beri ilham verici sanatçılarla çevrili olmasının da hakkını veriyor. Müziğini her ay YouTube kanalından yayınladığı yeni videolar aracılığıyla paylaşıyor ve takipçilerine Fransa’daki hayatından enstantaneler sunuyor. Caloé bu yılın başında, Stevie Wonder’ın Part Time Lover cover’ı ve Soleil d’Hiver olmak üzere iki yeni single yayınladı. Montreux Caz Festivali’nde yarı finale kalmasının yanı sıra bugüne kadar New York, Meksika, Oslo ve Stockholm gibi şehirlerde önemli caz sahnelerinde performans sergiledi. Fransız esintilerini şehre taşıyacak Caloé’nin İstanbul’daki bu ilk konseri kaçmaz.
Caloé Barbillon: Vokal
Uraz Kıvanel: Piyano
Kağan Yıldız: Kontrabas
Ferit Odman: Davul

• RÉMI PANOSSIAN TRIO
19.10.2018 CUMA 19:00
Akbank Sanat
Çarpıcı groove’lar, büyüleyici melodiler ve emprovize enerjiden beslenen anlar… Rémi Panossion Trio’nun modern caza gönül veren üyeleri, konuşkanlığın dozunu hiç kaçırmayan eşsiz melodiler yaratırken, alabildiğine canlı bir sound’a imza atıyorlar. Son 9 yıl içinde, dünya genelinde prestijli sahnelerde 400 konser veren bu enerjik üçlü yeni ufuklara doğru kanat çırpmaktan hiç vazgeçmiyor. Grup bu doludizgin macerada, son iki albümleri için Eric Legnini ve DJ Eric Lau ile de işbirliği yaptı. Akbank Caz Festivali, güçlü piyanosuyla Rémi Panossian’ı ve maharetleriyle ona eşlik edecek kontrbasçı Maxime Delporte ve davulcu Fred Petitprez’i ağırlayacak olmanın heyecanını yaşıyor. Rémi Panossian Trio’nun hikayeler ören, yenilikçi müziği izleyiciyi hayli deneysel ve benzersiz bir yolculuğa çıkaracak.
Rémi Panossian: Piyano
Maxime Delporte: Kontrbas
Fred Petitprez: Davul

• KOFFİ KWAHULÉ: CAZ MÜZİĞİ, TİYATRO İÇİN BİR İLHAM KAYNAĞI
22.10.2018 PAZARTESİ 19:00
Fransız Kültür Merkezi
Yazdığı otuzun üzerinde tiyatro oyunuyla adını dünyaya duyuran ve prestijli ödüllerin sahibi olan yazar ve dramaturg Koffi Kwahulé, bugün, dünya çapında oyunları en çok sahnelenen Afrikalı yazarlardan biri. Kwahulé’nin genellikle müzik notalarıyla süslü yapıtları, izleyicileri tuhaf ve hayli orijinal bir dünyaya doğru yolculuğa çıkarırken, cazı çağrıştıran eş zamanlı bir sükûnet kendine has bir müzikal ton yaratıyor. Kwahulé’nin oyunlarına eşlik ederek onları zenginleştiren caz, aynı zamanda metinlerin ilerleyişine de düzensiz bir ritim katıyor. Bazen nefes nefese olan, bazen duraksayan tempo, Kwahulé’nin oyun yazarlığının alametifarikası niteliğinde. Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülkede sahnelenen Bira Fabrikası (Brasserie), Big Shoot, Arıza (Blue-S-Cat) ve çok yakında sahnelenecek L’odeur des arbres gibi oyunların sahibi duayen yazar, Akbank Caz Festivali kapsamında caz müziğinin yapıtları üzerindeki etkisini ve bu iki sanat disiplini arasındaki ilişkiyi anlatacak.
Konuşma dili Fransızcadır ve Türkçe simültane tercüme yapılacaktır.

Caz Saati

• AKŞAMÜSTÜ CAZ: SANAT DELİORMAN & URAZ KIVANER DUO
20.10.2018 CUMARTESİ 18:00 – 19:00
Akbank Sanat Kafe

Özellikle güçlü sesi ve duygulu yorumuyla akıllarda kalan Sanat Deliorman, 2012’den beri Nardis başta olmak üzere İstanbul, Ankara ve Bodrum’un bilinen caz mekanlarında sevdiği müzik dostlarını ağırladığı “Sanat Deliorman ve Caz Biraderleri” ekibiyle konserler gerçekleştiriyor. Ayrıca, Bora Çeliker ve Eylül Biçer ile Konuşan Gitarlar, Janusz Szprot ile ise Polonya’dan Sevgilerle adlı iki özel konser projesini yürütüyor. Akbank Caz Festivali sahnesine konuk olacak Sanat Deliorman’a, piyano çalış tekniğinde Bill Evans, Oscar Peterson ve Ahmad Jamal’in izlerini görebildiğimiz, ilham verici müzisyen Uraz Kıvaner eşlik edecek.
Sanat Deliorman: Vokal
Uraz Kıvaner: Piyano

• AKŞAMÜSTÜ CAZ: NEWPEL
27.10.2018 CUMARTESİ 18:00 – 19:00
Gabbro Swissotel
2012 yılında gitar-saksafon duo olarak müzik yapmaya başlayan NewPel, 2015 yılında kontrbasın da eklenmesiyle güçlü bir trio halini aldı. Her biri aynı zamanda farklı stillerde ve farklı gruplarla müzik yapan grup üyeleri jazz standartları, swing ve popüler eserleri birlikte yorumlamaktan büyük bir keyif alıyor. Bugüne kadar pek çok organizasyon ve festivalde yer alan NewPel, müziğini ulaşabildiği her mecraya taşımaya devam ediyor. Akbank Caz Festivali kapsamında, bir sonbahar akşamında Swiss Otel’de gerçekleşecek konserleri için bu renkli üçlüye, piyanosuyla Görey Beydağı eşlik edecek.
Mahir Dabakoğlu: Gitar
Bora Tanyeli: Saksafon
Arda Ozkan: Kontrbas
Görey Beydağı: Piyano

Liselerde Caz

Liselerde Caz atölyeleri, bu yıl bir kez daha Akbank Caz Festivali’nin en yaratıcı etkinliklerinden biri olmaya aday. Her yıl düzenlenen bu etkinlik dizisi, lise öğrencilerini cazla tanıştırmayı ve onlara cazı sevdirmeyi amaçlıyor. Programdaki etkinlikler kapsamında öğrenciler, müzisyenlerin yaratım süreçlerinde özellikle nelere dikkat ettiklerini, onları bire bir izleyerek öğreniyorlar ve soru-cevap akışıyla ilerleyen sohbetler sayesinde caz enstrümanlarını yakından tanıma fırsatına sahip oluyorlar. Liselerde Caz atölyelerinin bu yılki ilham verici konukları Ercüment Orkut, Volkan Topakoğlu ve Ediz Hafızoğlu.

Kampüste Caz

• KAMPÜSTE CAZ // EVRENCAN GÜNDÜZ VE UZAYLILAR
Jimi Hendrix, B.B. King, Albert Collins, Freddie King ve James Brown dinleyerek büyümek Evrencan Gündüz için sonsuz bir ilham kaynağıydı. 14 yaşındayken klasik gitar çalmaya başladı, bir yıl sonra ise babası Asım Can Gündüz’ün hediyesi sayesinde, elektro gitarla tanışmış oldu. Takip eden dönemde, babasıyla pek çok kez aynı sahneyi paylaşarak eşsiz bir deneyim elde etti. Geçtiğimiz yıl yayınladığı ilk EP’si Evrencan Gündüz ve Uzaylılar’ın başarısını bu yıl yeni EP’si Mevsim Çiçekleri ile taçlandırdı. Cazın bu yeni jenerasyon yeteneğiyle henüz tanışmadıysanız, Kampüste Caz turnesini fırsat bilin ve Akbank Caz Festivali’nin en doludizgin sahnelerinden birinde onunla buluşun.
Evrencan Gündüz: Vokal, Gitar
Edward Pithey: Saksafon
Dilan Balkay: Trombon
Salih Yeniev: Bas
Uğurcan Mamuzlu: Davul

Atölyeler

• SWING JAZZ / LINDY HOP DANS ATÖLYESİ
20.10.2018 CUMARTESİ 19:00
Stüdyo Harlem/ Taksim

21.10.2018 PAZAR 18:00
Stüdyo Savoy / Kadıköy
Lindy Hop dans akımı, cazın altın çağı diye bilinen Swing döneminde New York’ta tarih yazdı ve 1920’li yılların ortasından 1940’lı yılların sonlarına kadar doludizgin yaşandı. 1940’ların birçok Hollywood filmine konu olan bu swing dans janrı sonradan rock’n roll’a evrildi. Özgürleştirici Lindy Hop deneyimi, rüzgarını bugünlere de taşıyarak, halen dünyanın birçok ülkesinde meraklılarını pistlere çekmeye devam ediyor. Istanbul Lindy Hoppers, partnerli yapılan bu dansın soluksuz neşesini Akbank Caz Festivali’nin 1 saatlik atölyesinde katılımcılarla paylaşacak. 20. yüzyılın en ilham verici dans adımlarının ritmine kendinizi kaptırmaya hazırlanın. (Katılımcı sayısı 25 kişiyle sınırlıdır.)

• SWING JAZZ / SOLO CAZ DANS ATÖLYESİ
20.10.2018 CUMARTESİ 18:00
Stüdyo Harlem/ Taksim

21.10.2018 PAZAR 17:00
Stüdyo Savoy / Kadıköy

İstanbul Lindy Hoppers, swing döneminin mutluluk saçan enerjisini bedenlerinde hissetmek isteyenlerle, 1 saatlik bu solo caz atölyesinde buluşacak. Partner gerektirmeyen atölyeye katılarak solo cazla tanışıp, cazın en canlı ritimleriyle adımlarınıza neşe katabilirsiniz.
(Katılımcı sayısı 25 kişiyle sınırlıdır.)

• JAZZ TAP ATÖLYESİ
21.10.2018 PAZAR 16:00
Stüdyo Savoy / Kadıköy
Tap dans, ayak vuruşlarıyla çıkarılan sesler ile ritim yaratmaya odaklı bir dans türüdür. Müzikalite ve ritim duygusunu birleştiren, 1920’lerin caz adımlarını içeren, eğlence ve doğaçlamanın ön planda olduğu bu dansla atölyemizde tanışabilirsiniz.
(Katılımcı sayısı 25 kişiyle sınırlıdır.)
• SWING KIDS / ÇOCUKLAR İÇİN DANS ATÖLYESI
20.10.2018 CUMARTESİ 15:00
Akbank Sanat

21.10.2018 PAZAR 15:00
Stüdyo Savoy / Kadıköy

“Kendi gibi olma” kavramını çocukların potansiyeliyle, onlara özgürce yaratabilecekleri ve anı yaşayabilecekleri imkanlar tanıyarak keşfedebiliriz. Dans etmek, çocukların kendilerini ve bedenlerini tanımasına olanak sağlarken, onlara başkalarıyla iletişim kurabilmeyi de öğretir.
Bu atölyede çocuklarla birlikte oyunlar oynayıp, onlarla cazın tınıları eşliğinde dans edeceğiz.
(Katılımcı sayısı sınırlıdır.) *12 yaş ve üzeri çocuklara hitap etmektedir.